Yaser Aslan

Yaser Aslan
@Yaser32
7 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·160 syf.··
2025 6. kitabı
Ne söyleyebilirim ki? Ah, Raif Efendi, mahvettin bizi... Hep çok soğuk ve donuk biri olduğumu düşünürdüm, ta ki bu kitabı okuyana kadar. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Bu kitap nasıl olur da beni bu kadar etkiler, o bezlerden gözyaşını çıkarabilir? Kitapların insan üzerinde ne kadar etkili olabileceğini ben bu kitapla anladım. Galiba bunun sebebi, kitabın en büyük korkuma değinmiş olması: mahvolmuş bir hayat... Sanırım, en duygusuz insan bile kanayan yarasından duygusaldır.
Duygu ve Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mecburiyet
Puan vermedi·50 syf.··
2025 13. kitabı
Stefan Zweig'in bir başka şaheseri olan Mecburiyet kitabını bitirdim. Gerçekten çok sevdim. Kitap, I. Dünya Savaşı'nda İsviçre'ye kaçan bir çifti konu alıyor. İsviçre'ye kaçıyorlar kaçmasına, ancak devlet, Ferdinand'ın peşini İsviçre'de de bırakmıyor ve savaşa katılmasını isteyen bir mektup gönderiyor. İşte kitap, Ferdinand ve karısı Paula'nın bundan sonraki hallerini anlatıyor. Bana kalırsa, Ferdinand için zor olan savaşa katılmak değil, tam tersine katılmamaktır. Çünkü kendisini buna "mecbur" hisseder. İşte burada, güçlü kişiliğiyle karısı Paula devreye girer. Evin erkeği, Ferdinand'dan ziyade Paula gibi görünür. Kimseye boyun eğmeyecek, kimseye köle olmayacak, güçlü bir karakterdir kendisi. Üstelik gün doğmadan tren garına gidip Ferdinand'ı zorla vazgeçirmek için beklemesi, ona ne kadar aşık olduğunun bir göstergesidir. Kitapta, devletlerin insanlar üzerindeki baskısına iyi bir şekilde değinilmiş. İnsanların ne kadar köle olduğunu ve bunun devlet yüzünden değil, kendileri yüzünden olduğunu etkileyici bir dille anlatmış. Bu eleştirilerin hepsini Paula karakteri yapıyor. Sanırım Zweig, devlete olan şikayetlerini bu karakter üzerinden dile getirmiş. Ayrıca, Zweig'in devlete karşı hissettiği mahcubiyet ve acizlik duygusu, Ferdinand karakteri üzerinden çok iyi yansıtılmış. Zweig, yine az kelimeyle çok şey anlatmış. Ayrıca şunu fark ettim ki, öyle iyi kelime seçimleri yapıyor ki, önceden yaşanmış olayları, karakterin nasıl biri olduğunu ve hislerini rahatlıkla anlayabiliyorsun. Kısacası, kitabı çok beğendim ve kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Puan vermedi·68 syf.··
2025 4. kitabı
Stefan Zweig ile ilk kez Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında karşılaştım. Kitabı genel olarak beğendim. Zweig, yalnızca 50 sayfalık bir novellada adeta bir roman okumuşum gibi hissettirdi. Üstelik oldukça akıcıydı. Yazarın dilini gerçekten beğendim. Hikâye oldukça sıra dışı. Çocukluğundan beri âşık olduğu adamı (R. olarak geçiyor) takıntı hâline getirmiş bir kadını anlatıyor. Kadının adını hiçbir zaman öğrenmiyoruz; kendisinden hep "asla tanımamış olduğun" diye bahsediyor. Aslında R. ile birkaç kez yolları kesişiyor, hatta bir çocukları bile oluyor. Ancak kadının, "Ben" diye bahsettiği kendisini, ona tutkuyla bağlanıp takıntı hâline getirmiş hâlini göstermeye pek de niyeti yok. Bıraksalar, aşkını şikâyet etmeden kendi içinde yaşayacak gibi duruyor. Ayrıca R.'yi hiçbir zaman suçlamıyor; çünkü onun kendisini tanımamış olmasını bir haksızlık olarak görmüyor. Öyle bir aşk ki onunki... Zweig, psikoloji ve insan zihni hakkındaki bilgisini öylesine ustalıkla kullanmış ki hakkını vermek gerek. Kısacası, aşk güzel olduğu kadar tehlikelidir de. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, dolu dolu bir kitap olmuş ve kesinlikle okunmalı.
Duygu ve Düşünce
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
Küçük Prens
Puan vermedi·96 syf.··
2025 2. kitabı
Antoine De Saint-Exupéry'nin Küçük Prens adlı kitabını bitirdim. Kitabı on üzerinden puanlamak bence yanlış olur. O yüzden sadece “çok güzeldi” diyeceğim. Sahra Çölü’ne uçağı düşen bir pilotun, başka bir gezegenden (gezegenden ziyade bir asteroit) gelen Küçük Prens ile tanışmasını anlatıyor. Yazarın yalın bir üslubu var, tıpkı bir çocuk yazmış gibi.Her ne kadar çocuk kitabı olarak geçse de bence tam anlamıyla bir yetişkin kitabı. Çok güçlü toplum eleştirileri içeriyor. Genel anlamda yetişkinlerin hayata bakış açılarını, yaptıkları anlamsız şeyleri, mutluluk arayışlarını, hırslarını ve kinlerini bir çocuğun saf ve objektif bakış açısından eleştiriyor. Bence Küçük Prens, saf bir çocuk değil, bir bilge. Sonuçta hayatta hep mutluluğu bulma amacındayız ancak kimse bu mutluluğa erişemiyor. İşte bunun sebebini Küçük Prens kitapta oldukça iyi açıklıyor.Şu sözün beni çok etkilediğini söylemeliyim: “Çocuklar büyüklere çok müsamaha göstermelidir.” Burada asıl sağlıklı psikolojiye sahip olanların çocuklar olduğunu söylemek istiyor. Büyüdükçe insanların absürt düşünce yapılarına katıldığını, hiçbir şeyle tatmin olamadığını ve davranışlarının mantıksızlaştığını anlatıyor. Bunun yerine bir çocuk gibi saf ve basit düşünse, gerçek mutluluğa erişebileceğini gösteriyor bizlere.Küçük Prens’in gül ile olan ilişkisinin felsefi bir altyapısı var ve bu çok hoşuma gitti. Sinirini bozan bir gülün onu "evcilleştirmesi" ve Küçük Prens’in onun için her şeyi yapması çok güzeldi. Ayrıca Küçük Prens’in, gül ile olan ilişkisini anlamak için çıktığı yolculuk ve bu yolculuktaki diyaloglar beni derinden etkiledi. “O sıradan bir gül değil ki, o senin gülün. Gülünü senin için bu kadar önemli kılan ona harcadığın zamandır.” Harika bir söz.Yazarın pilot olup bir rekor denemesi sırasında uçağının Sahra
Duygu ve Düşünce
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025279,7bin okunma