Mutlu ve ölümsüz bir varlığın ne kendisi dert çeker ne de bir başkasına bunu yükler; bu yüzden de ne öfke tanır ne de iyilik. Böyle şeyler yalnız zayıflarda bulunur.
Huzur ve sükunet, bir gemi veya küçük bir hastalık gibidir: Tehlike olmadığında disiplinsiz olabilirsiniz. Ama deniz dalgalanınca ya da hastalık ağırlaşınca, denizci ya da hasta, birinden yardım ister.
Hatta mademki Tanrı bana, daha önce belirttiğim birinci vasıtayla asla yanılgıya düşmeme erdemini bahşetmedi, ki bu erdem üzerine kafa yorabileceğim tüm şeylerin açık ve net bilgisine bağlıdır, en azından, açıkça bilgisine haiz olmadığım şeyler üzerinde asla yargıya varmama kararını sıkıca tutma vasıtasını gücüme katmış olmasından dolayı memnuniyet duymam gerekir.
Saatini kolları on bir kırkı göstermekteydi.
Cadıların saati yaklaşıyor, diye düşündü. Kilise mezarlıklarının esneyip ölülerini kustuğu saat. Tüm akıllı uslu çocukların kundaklanıp yatırıldığı saat. Karı kocaların cinsel içerikli yastık savaşlarına bu gece için ara verdiği saat. New York'a giden Greyhound yolcularının huzursuz uykularına devam ettiği saat. Radyolarda aralıksız Glenn Miller çalarken, barmenlerin sandalyeleri ters çevirip masaların üzerine koymayı düşündüğü ve...