Kitabı elinize aldığınızda içine çekiyor ve elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Özellikle kitabı okurken Nihal Atsız'ın hayatından ve ruh halinden kesitlerin yansıttığı yerleri farketmek insanın içini bir hayli dağlıyor. Kitapdaki dil, anlatım tarzı,üslup o kadar düzgün ki kitapla hemen bir bağ kurabiliyorsunuz. Kitap öncelikle ana karakter Selim Pusat'ın eşinin atıldığı okula tekrardan göreve başlamasını anlatarak başlıyor. O okula giderkenki ruh halini herkese yansıtıyor. Selim Pusat askeri okuldan atılmış bir askerdir ve aklı ve yüreği askerlik mesleğini yapmakla yanıp tutuşurken kralcı olduğu için atılıyor ve bir süre cezaevinde yatıyor. Bu süreçte eşi de öğretmenlik mesleğinden atılıyor. Hapisten çıktıktan sonra hayatı bir türlü düzene girmiyor ve alkole veriyor kendini. Aynı zamanda Eşinin öğrencisi Leyla Mutlak ve Güntülü'ye sevgi besliyor. Bu sevgi gerçek somut anlamda bir sevgi mi yoksa o kasvetli ruh halindeki karma karışık ruh halindeyken oluşan sevgi mi tartışılır. Ancak bu sevginin sonunda hepimizin çok sevdiği "Mutlak Seveceksin Beni" ve "Geri Dönen Mektup" gibi şiirler yazılmasına sebep oluyor.Kitabı okurken Selim Pusat karakterini hep Nihal ATSIZ la özdeşleştirdim onun son 2-3 yılını okuyormuşum gibi hissettim nedense. Kitap hakkında yazılacak pek çok şey var ama bence bu satırları okumak yerine kitabı biran evvel okumaya başlamalısın bence. Eminim kısa sürede bitireceksin.