İyiliği ve kötülüğü öğrenen insan tanrıya benzedi, şimdi de sonsuza dek yemen ve yaşaman için yaşam ağacının meyvesini toplamaktan başka yapacak bir şey kalmadı, evrende bir eksik olan
iki tanrının varlığıydı, işte bu yüzden seni, seni ve karını, bu cennet bahçesinden sürüyorum, oranın kapısına da ateşten kılıçla silahlanmış bir kerubi yerleştireceğim, kimsenin girmesine izin vermeyecek, şimdi çekip gidin, çıkın buradan, sizi bir daha karşımda görmek istemiyorum.
José Saramago (1922-2010) 1998 Nobel ödüllü
Portekizli yazar
Eser yayin tarihi; 2009
Bazı kitaplar insana huzur vermek için değil, insanın içindeki soruları uyandırmak için yazılır. Kabil da biraz öyle bir kitap.
Kabil, düz bir dini roman değil, ateist propaganda da değil daha çok büyük bir varoluş tartışması.
Saramago: kutsal metinleri yeniden yorumluyor, ama bunu sadece “karşı çıkmak” için değil, kötülük, adalet, merhamet ve kader meselelerini sorgulamak için yapıyor.
Kabil, kardeşi Habil’i öldürdükten sonra dünyada dolaşmaya başlıyor. Ama bu sıradan bir yolculuk değil. Roman boyunca:
farklı zamanlara gider,
* Tevrat’taki olayların içine girer,
* Hz. İbrahim, Nuh, Babil Kulesi gibi sahnelere tanık olur
Saramago’nun anlatımında sık sık şöyle bir his vardır:
İnsanlar bir şey yapıyor gibi görünür ama daha büyük bir düzen çoktan sonucu biliyordur.
Kutsal anlatıda Kabil kardeşi Habil’i öldürdükten sonra Tanrı onu tamamen yok etmez; ona bir “işaret” koyar ve başkalarının onu öldürmesini yasaklar. Bu çok tuhaf bir durumdur:
* suçlu cezalandırılır,
* ama aynı zamanda korunur da.
aynı ipte iki keçi
İnsan ya da hayvan fark etmez, bazı varlıklar sınırları bozmak, bağlarını koparmak ister.
Saramago’nun eleştirileri dinî bir Yahudi düşmanlığına değil, daha çok politik ve devlet politikalarına yöneliktir.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
O bu sıcak ve müşfik damın altına sığınmak
kendisine cesaret vermiş, iyilik göstermiş olan bu
tatlı ihtiyar. kadına artık düştüğü sefaJetten kurtulmak kararını vermiş olduğunu göstermek istiyordu.
Eğer hürriyet hayatın ihtiyaçları ile tezad halinde ise, eğer sizi en meşru ihtiyaçlarınızın kölesi yapmıyorsa, bilakis etrafınızdaki kimselerle tam bir ahenk içinde yaşamanızı mümkün kılıyorsa, o zaman size mutluluk getirir
.