Yunus Emre Doğan

Yunus Emre Doğan
@Yed44
"Har-Bir Acı Hikaye" kitapyurdu.com'da satışta.
İnönü Üniversitesi-Türk Dili ve Edebiyatı
Malatya
3 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Nevâi'nin nazarında Türkçe kelimeler birer "bahar gülü" ydü. Türkçenin derinliklerine daldığı zaman gördüğü güzellikleri şöyle anlatıyordu: " Bu âlemin gül bahçelerine girdim. Gülleri feleğin güneşinden daha parlaktı. Her yanında göz görmedik, el değmedik daha neler ve neler vardı. Ama bu mahzenin yılanı kan dökücü ve bu güllerin dikeni sayısızdı. Bunları görünce düşündüm ve dedim ki: Demek bizim Türk şâirleri, bu korkulu ve dikenli yollardan çekindikleri için Türkçeyi bırakıp gitmişler. Bn Türkçenin fezasında tabiatimin atını koşturdum; hayâlimin kuşunu kanatlandırdım. Vicdânım bu hâzineden, nihâyetsiz kıymetli taşlar, lâ'ller ( değerli kırmızı bir taş), inciler aldı; gönlüm bu gül bahçesi'nin türlü çiçeklerinden uçsuz bucaksız güzel kokular kokladı"
Sayfa 52 - Kubbealtı·Kitabı okuyor
Eğitim
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Üçüncü imparatorluk dili İngilizce'dir. İngilizce daha modern bir lisan olarak, imparatorluk dil olmanın bütün hazzını ve gurûrunu yudum yudum tadabilmiş lisandır. İngilizlerin: "Bahtiyardır o İngilizce ki onda her dilden kelime vardır" deyişlerindeki müstesnâ ilerilik, bu şuurlu imparatorluk dili anlayışının bir ifâdesidir.
Sayfa 33 - Kubbealtı·Kitabı okuyor
Eğitim
Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garplıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hıristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı: Şarklılar kediye, garplılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; lâpacı, tembel ve hayalperest mâhlûk, çalışmayı hiç sevmez. Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; birçok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır.
Sayfa 45 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllâ ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları...
Sayfa 83 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu