📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiç merak ettin mi?
Neden Efendimiz (as) Hira'ya çıkıyordu?
Neden, kimden ya da kimlerden uzaklaşıyordu?
Onun derdi neydi?
Efendimiz (as) bir sancıya tutulmuştu kardeşim. Varlık sancısına...
Varlık sancısı bazı sorulan sormakla başlar:
Ben kimim?
Nereden geliyorum?
Nereye gidiyorum?
Neden yaşıyorum?
Sonum nedir?
Amacım ne?
Bu soruları her zihin soramaz; çünkü bu sorular akletmeyi, derin düşünmeyi gerektirir. Bu sorulan her babayiğit soramaz; zira herkes varlık sancısına tutulmaz. Var olmanın amacını arayanlar bulabilir ancak. Kimisi aynaya sadece saçını taramak için bakar, kimisi ise bu soruları sormak için. "İlim meraktır." der ya âlimler... İşte bu söz buradan gelir.
İnsanların çoğu eşyanın sadece dış yüzüne bakar, yüce ve uyanık ruhlar ise eşyanın derinine, özüne yönelir. Peygamber Efendimiz (as) de Hira'da kendi özünü, kendi hakikatini arıyordu.
Hira, hare kökünden gelir; "arama" demektir. Efendimiz (as) Hira'da dünyayı terk etmez; tam aksine, dünyanın manasını ve varoluş sebebini arar. Çünkü hayata dışarıdan bakabilmek, tefekkürün şifresini çözmek demektir.
Peygamber (as) parçadan bütüne yürüyüşün izini sürüyordu.
1. “Hastalık” anlamında kullanılmıştır:
“Hasta olana da zorluk yoktur.” [ el-Feth 48/17]
2. “Kanayan yara” anlamında kullanılmıştır: “Eğer hasta/yaralı ya da seferde iseniz...” [ en-Nisâ 4/43].
3.“Günah/fücur” anlamında kullanılmıştır: “Kalbinde hastalık olan kimse tamaha kapılır.” [ el- Ahzâb 33/32]
4. “Şüphe” anlamında kullanılmıştır: “Kalplerinde bir hastalık vardır.” [ el-Bakara 2/10]