Gurur, Mr. Darcy’yi; önyargı ise Elizabeth’i temsil eder. Roman, bu iki ana karakterin etrafında şekillenir. Elizabeth’in şüpheciliği ve kendi sezgilerinden emin tavrı, onu ablası Jane’den ayıran en belirgin özelliğidir. Darcy ise dışarıdan bakıldığında gururlu, mesafeli ve duvarları olan bir adamdır. Hak etmediğini düşündüğü kimseyle samimiyet kurmayacak kadar seçici ve üstten bir tavra sahiptir.
Başlangıçta Elizabeth’i yeterince güzel ve dikkat çekici bulmaz. Ancak Elizabeth’in düşük statüsüne rağmen sergilediği özgür ve vurdumduymaz tavırlar, Darcy’yi derinden etkiler. Zamanla ona karşı duygusal bir yenilgi yaşar; fakat bu yenilgi aslında bir teslimiyet değil, bilinçli bir seçiştir. Darcy’yi değerli kılan da budur: O, herkese kendini açmaz; sevgisini kolayca paylaşmaz.
Elizabeth ise onun karakterini ve sevgisini taşıyabilecek, onunla birlikte yol alabilecek bir kadındır. Bu nedenle aralarındaki belirgin statü farkına rağmen Darcy, Elizabeth’i seçmiştir.
Ancak burada “bir erkekti ve Elizabeth’i avladı” demek eksik olur. Aksine, Elizabeth’in Darcy’yi doğal biçimde kendine çektiğini söylemek daha doğru olur. Bu bilinçli bir entrika değil, karakterlerin uyumundan doğan bir çekimdir. Tercih edilen aslında Darcy’dir. Bunu, Elizabeth’in Collins’i reddedişinden anlayabiliriz. Bu reddediş, ne istediğini ve ne istemediğini bilen bir kadının kararlılığını gösterir. Nitekim Elizabeth, başta Darcy’yi de reddetmiştir — hem de tüm zenginliğine ve saygınlığına rağmen. Çünkü onun gözünde Darcy, başkasının hakkını yiyen, bencil bir adamdır.
Oysa Elizabeth, yalnızca Wickham’ın manipülasyonuna maruz kalmıştır. Elizabeth ne kadar zekâsıyla övülse de, onun da yanlış yargılara kapılabildiğini görürüz. Darcy hakkındaki gerçekleri öğrendiğinde ise duyguları değişir.
Elizabeth gerçekten
Bu kitap beni zihnimin ara sokaklarına, çoktan beri uğramadığım anılarıma götürdü. Başından sonuna kadar büyük bir heyecanla okudum ve bitirmeye kıyamadım. Martin ile ilgili şöyle bir eleştiri getirmek istiyorum, Ruth'u idealize ve mükemmel haliyle sevdi. Ruth onun için son ana kadar neredeyse mükemmeldi. Ama Ruth onu mükemmel haliyle sevmedi, Martin'i tanıdığı zaman bir çapulcudan farksız olan Martin'in içindeki cevheri görebildi o. Evet Ruth onu ailesinin baskısı yüzünden terk etmekle hata yaptı ama bu kabul edilemez bir hata değildi. Martin şöhrete kavuşunca hep şunu düşündü, neden birkaç ay önceki halime değilde ünlü olmuş halime geldi.. ulan Martin, bu kız sana ilk defa ünlü olunca gelmedi ki.. Onu hatalarıyla sevemeyen sensin. Ruth'un sevgisi gerçekti, ruhu her ne kadar toplumun bayağı kurallarına sıkışıp kalmış olsa da, o Martin'i en başından beri kabul etmişti. Martin ise ünlü olduktan sonra hevesini almış bir çocuk gibi oyuncağını yani aşkını bir kenara bıraktı. Kızgınım sana Martin...
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Tam bir gerilim. Şu an o kadar gerildim ki devam edemiyorum okumaya. Rahatlatıcı bir fon müziğiyle okunabilir. Ayrıca Psikolojik çözümlemeler oldukça başarılı
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022125,1bin okunma
Ah be zeze nasıl dokundun öyle yüreğime. Sarı saçlarını beyaz tenini cılız bedenini gözümde canlandırırken öylesine sarılmak istedim ki sana. Portuguan olmak istedim senin.