Veliye bir an için gelip uçuveren hatar, bende, sade şüphe değil, mutlaka o şeyin özüne, künhüne inilmesi mecburi ve sonsuz bir tecrit zoru halinde ve binlercesiyle geliyor, ciğerimi delip içine göz göz yerleşiyor; ve ben, emin olduğum hakikatten tek yardım göremezken, sahteliğini bildiğim şüphelerin satırları altında kıyma kıyma doğranıyordum.
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz.
Bir devre ki, hayatımda 1940, fırının ta yanına geldiğim halde o nar-ı beyza girdabına atamıyorum; en küçük cız edişle irkilip arkamda bekleyen nefs zebellahisinin kucağına düşüyorum. Ve boyuna gidip geliyorum, boyuna gidip geliyorum.
Önüne keskin bir hedef koyan her insan gibi, daha canlı ve hatta daha azimli biri olup çıkıvermişti; ne istediğini ve bunun için neler yapması gerektiğini biliyordu.