Değerbilmez de değildi. Tam tersine, içten gelen, kendiliğinden doğan her iyilik karşısında, gözleri dolarcasına duygulanıyor, coşkulu bir borçluluk duyuyordu. Soluk, kımıltısız, umut kırıklığına bürünmüş yüzünün altındaki çocuk ruhu, kadına duyduğu borçlulukla gözyaşlarına bürünüyor, ona dönmek isteğiyle yanıyordu; ayrıksı ruhunun, gerçekte bu kadından uzak kalacağını bilmesi gibi tıpkı.