Tüm varlıklar varlığının devamı için ya da işe yaraması için başka bir varlığa ihtiyaç duyar. Her şey böyledir. Aynı zamanda hepsinin sonunu getirecek başka bir varlık da vardır. Allah (cc) hariç.
Değişik görüş sahipleri; şehirlerine fil'in geldiğini duyup onun ne olduğunu öğrenmeye koşan körler gibidir. Bunlar file elleriyle dokunurken, birinin eli, onun omuzuna; diğerinki kulağına; bir başkasının ayağına; ötekinin dişine rast gelir. Bunlar, kendileri gibi âmâlarla buluşup bunlardan fil'in şekli sorulduğunda, elini fil'in omuzuna koyan dedi ki, "fil çok yüksek, gayet çok etli ve kocaman bir hayvandır." Eli filin ayağına gelen dedi ki: "Pil sütün gibidir." Eli dişine gelen dedi ki: "Fil direk gibidir." Eli kulağına gelen, "Fil bir kilim gibidir." dedi. Hepsinin sözü, bir yönden doğru, bir yönden yanlıştır. Çünkü bunlar, filin bir azasını tanımakla,tamamını tanıdıklarını sandılar. Müneccim ve tabib de böyledir. Her birinin gözü, Allah Teâlânın hizmetinde çalışan hizmetçilerden birine takıldı, onun saltanat ve hâkimiyetinden şaşırıp "padişah varsa budur; benim rabbim budur" dedi. Hidayet yolunda ilerleyenler, anlatılanların noksanını görüp her neye baksalar, onun öte sinde daha üstün bir şeyi görmekle aşağıdakinin ilâh olamayacağını idrak ederek "ben batıp sönenleri sevmem" demiştir.
...yalnızca boş boş yaşanan bir hayatı hakir görmekle, boş zihinlerin, adi düşüncelerin avı haline geldiği o bataklıktan tiksinmekle kalmamalı, aylaklık ve tembellikle geçen hayata ait her şeyden iğrenmeli ve bu tarz bir hayatın lafını dahi etmemeliyiz.
Zihnimizden geçen bu düşünceler bizi kaçınmak istediğimiz türdeki hayattan soğutacak cinsten iseler onları zihnimizde mümkün olduğu kadar net bir şekilde canlandırmamız gerektiğini söylemeye ise gerek yoktur sanırım. Tembel bir hayatın nasıl berbat olacağını uzun uzun düşünmeliyiz.