Yahya Çalışkan

Yahya Çalışkan
@YhyclskN
“Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.”
Puan vermedi·266 syf.··
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 12:35
‘Tol’ ve ‘Har’ kitabını birlikte almıştım, art arda okudum. Kitabın fantastik yeraltı edebiyatı tarzı güzel. Alternatif ilahi evren, Büyük A, Tefail, Başsal gibi karakterin yeryuvardaki netamiyeye nizam vermek için yeni bir elçi aday araması fikrini sevdim. Yazar olabildiğince alışılagelmiş edebiyat tarzından kopup değişik yazamaya çalışmış, ama olay örgüsü ve olaylarla karakterler arası geçiş zayıf geldi bana. Yahut yazar bilinçli olarak ne kadar karışık ve kasvetli yazarsam o kadar tutar düşüncesiyle yazmış bence. Kitapta beni rahatsız eden şey (iki kitapta da) kitapların alt metni. Kesin bir yargıya varmak istemiyorum ama yazar klasik bir solcu, özgürlükçü geçinip devrim yanlısı olduğunu savunan bir terör sevicisi. İlk kitaptaki eski devrimci/gerilla’dan, ikinci kitaptaki baş karakterin asker kaçağı olması, sürekli askerlerin köy yakıp katliam yaptığı, tecavüz ettiği, köylüleri tartakladığı söylemlerinden oldukça rahatsız oldum. Eğer kendinizi gereğinden fazla entellektüel görüp kör bir hümanizmle dünyaya bağlıysanız okuyabilirsiniz. Ama benim gibi bazı hassasiyetleriniz varsa sizi rahatsız eden bolca söylemle karşılaşacaksınız. Her kitap şüphesiz okunabilir ve size bir şeyler katabilir ama bu kitapları okumasanız da çok bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum. Alt metindeki niyet ve yaratılmaya çalışılan algı açıkça ortada çünkü. İyi okumalar...
HarMurat Uyurkulak · April Yayıncılık · 2017975 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·120 syf.··
2019 138. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2019 13:14
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Yeraltı edebiyatı seven biri olarak beğendim kitabı. Başlarken biraz tereddüte düşseniz de 40lı sayfalarda sürükleyicilik artıyor. Karamsarlık ve yeraltı edebiyatı için ne gerekiyorsa çoğu mevcut. Bazı bölümleri özellikle veterinerlik ve hayvanlar hakkındaki bölümü çok güzeldi, hafızama kazındı. Aforizmalarını beğendim. Belirli bir öğretisi ve bir şey amaçlayan sonu tabiki yok. Bunların dışında eleştiri olarak yazarın çok özgün olamadığını söyleyebilirim. Yeraltı edebiyatı yazım kılavuzunu açıp her maddeye uyarak yazılmış gibi. Çok uç bir karakter yarat, biraz da olsa argo kullan, kısa cümleler/ bölümler halinde yaz, olay örgüsünün zamanı ileri geri gidip gelsin, sert ve vurucu bir dil kullan vs.. Yine de keyif alacağınızı düşünüyorum. İyi okumalar.
Boşlukta UyanmakBurak Parmaksız · İthaki Yayınları · 2019685 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2019 130. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2019 23:26
Sıcağı sıcağına yazmaktayım. Yine kitabın son sayfasını kapatıp, göğsüme bastırıp, tavana bakmaktayım. Yine en derin boşluklardayım. Yine pisliğin içinde burnu en keskin olana hayranlık duymaktayım. H.G yine yapmış yapacağını. Bu kitabı okuyunca eminim yine dünyadan, insanlardan nefret edecek; içinizdeki son sevgi kırıntılarını da yazarlara, kitaplara ve onların kahramanlarına harcayacaksınız. Bu kez iki farklı kahramanımız var. Derdâ ve Derda. Kitaptan hiç ayrıntı vermek istemiyorum çünkü her kelimeyi, her olayı kitabı elinize aldığınızda ilk defa duyun ve hissedin istiyorum. H.G’nin okumadığım son kitabı kaldı ama okuduklarım arasında, hatta şu ana kadar okuduğum tüm kitaplar arasında en iyi kurguya sahip kitaplardan diyebilirim. Kitap çok akıcı. Hep o karanlık suda akıntıya kapılıp sonsuza dek gitmek istiyorsunuz. Çocuklar, kadınlar, istirmar, cemaatler, çocuk gelinler, cinsellik, hayat, töre, yaşam, ölüm, suç, aşk ve daha sayamayacağım bir çok konu ele alınmış ve istemeyeceğiniz kadar tespit yapılmış. Argo var diyemeyeceğim çünkü bu kitabı okuyupta içindeki bir kaç argo söz gözünüze takılıyorsa emin olun siz de bir terslik vardır. Okurken ibrenin eksi tarafında ne kadar duygu varsa yaşadım. Ya hüzünlendim ya da yumruklarımı sıktım. Dipnot: Kitabın Oğuz Atay’la yoğurulması onu bu kadar anlayıp değer vermesi beni çok mutlu etti. Kısacası okuyun okutturun. H.G’a bağımlı olun. İyi okumalar.
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2019 121. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2019 18:08
Palahniuk yine bildiğimiz gibi. Yeraltı edebiyatını sevmiyorsanız, daha önce Palahniuk okumadıysanız kesinlikle okumayın. Palahniuk okumayı düşünüyorsanız kesinlikle bu kitaptan başlamayın. Adından da anlaşılacağı gibi kitap baştan sona sizi rahatsız edici kelimelerle dolu. Yazım tarzı diğer kitapları gibi; kısa cümleler, tekrar eden sözler, olayları eşzamanlı anlatma vs. Palahniuk yine umurunuzda olacak veya olmayacak araştırmalar yapmış, kitabın konusu gereği kitabın geneline bir ton bilgi yığmış. Porno, güzellik sektörü, aile kavramı gibi konularda dikkat çekmek ve vurgu yapmak adına yeraltı edebiyatına bağış yapmış. Yazarın diğer kitaplarına kıyasla bu kitap baya alt sıralarda yer alır. Kitabın veya okumanın iyisi kötüsü olmaz ama benden tavsiye: Siz yinede okumayın.
Ölüm PornosuChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20214,076 okunma
Puan vermedi·573 syf.··
2019 120. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2019 23:18
>Tadı damağınızda kalacak, hiç bitmesin isteyeceğiniz bir kitap. Öncelikle yazar I. ve II. Dünya savaşını görmüş, yaşamış, o dönemin buhranları arasında 1932’de böyle bir başyapıt çıkarmayı başarmıştır. Kitap bitince insan neden ezbere bildiği klasiklerin arasında daha önce duymadığına hayret ediyor. Kitabın ana karakteri Ferdinand Bardamu bir kahramandan çok anti kahraman olarak ilk sayfalardan itibaren bir yolculuğa çıkıyor ve sonuna kadar sıkmadan akıcı bir şekilde macera devam ediyor. Yazarın değinmediği çok az konu var bu macerada. İlk sayfalardan sizi savaşın içine sokup “Savaş dediğiniz şey, anlamadığınız ne varsa odur.”(s27) diyerek temeli atan yazar “Her alanda, asıl yenilgi,.....insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir.”(s41) sözüyle gecenin sonuna doğru ağır ağır götürüyor sizi. Üç kıtada geçen olaylarda kâh Fransa’da savaşın ortasında kâh Afrikada dilini bilmediği kölelerin arasında kâh Amerikada Ford fabrikasında , sokakta, umumhanede, yoldayken, sevişirken, çalışırken, hasta bakarken kısacası her anında savaş, yoksulluk, sömürgecilik, kapitalizm, aşk, insan ilişkileri, hayat daha birçok konuda bıçak gibi keskin tespitler yapılıyor. Kitap sizi koyu bir karamsarlığa sokuyor; ana karakterimiz onca yer dolaşmasına, insan tanımasına, kadınlarla ilişki kurmasına tecrübe etmesine karşın size hiç bir iyilik, umut, aşk, mutlu son vadetmiyor. Bunların dışında bence yazar kitaptaki diğer karakterleride özenle seçmiş, kurgulamış ve bizim analiz etmemizi istemiş. Kısacası hakkında kitap yazılacak bir kitap. Sonda ise “...kendi basit yaşamının sınırlarını aşmış daha büyük bir insan olabilmek için gerekli olan şeyden, başkalarının yaşamına sevgi duymaktan yoksundum ben. İşte bu, bende yoktu, ya da o kadar az vardı ki
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma