Kimse yaşamadan bilemezdi elbet, nereye giderse gitsin, tüm yolculukların insanı çocukluğuna götürdüğünü. Geçmişini bir mühür gibi gözlerinde ve adımlarında taşıdığı insanın.
... Sanki ruhu ve bedeni bütünleşemiyordu, sürekli kavga halindelerdi. Ruhu olabildiğince acı çekiyor, kahrolmak, yeryüzünden silinmek isterken bedeni buna direniyor, bir şeylere tutunurcasına direniyordu. Yapamıyordu, yapamayacaktı da... İnsanlar ona: "Bahar bize gelmez, bekleme!" derken o da kim bilir kendini avutmak için: "Oysa benim hala umudum var." demişti. O an bile kandırmıştı kendini biliyordu; bahar gelmeyecek, çiçekler açmayacak, rengarenk kelebekler uçmayacaktı. Ondandır ki meşguliyet limanına sığınıyordu, bu da bir avuntuydu işte...