Meltem Ekr Tkyldrm

Meltem Ekr Tkyldrm
instagram.com/retr.osuzmerkur... Ol mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.
Lisans
132 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi
BOŞA ÇABALARIN BU GÖNÜLLERDE HÜKMÜ GEÇMİYOR ​"İnsan, içindeki o kontrolsüz hırsın esiri olduğunda, aslında sadece karşısındakini değil, kendi sonunu da hazırlamaya başlar. Hele ki hayatını karanlık ve etik dışı işlerle sürdürmeye alışmış bir karakter için, karşısına çıkan mağrur bir duruşu yıkma arzusu, dizginlenemeyen bir yıkımın fitilini ateşler. Onur, korunması gereken en kutsal kale olsa da, bazen kişinin kendi egosunu tatmin etme çabası, başkasının onurunu fütursuzca çiğnemesine neden olur. Oysa gerçek asalet, o kaleyi sadece kendimiz için değil, en savunmasız anında bize sığınanlar için de ayakta tutabilmektir. ​Vaktinde söylenmeyen sözler ve yapılmayan yardımlar, sonrasında dünyanın en büyük fedakarlığına dönüşse bile gideni geri getirmez. Bu noktada özür, artık bir telafi aracı değil; sadece hata yapanın kendi vicdanını rahatlatma, o enkazın altından sağ çıkma çabasıdır. Bir eylemin gerçek kıymeti, tam ihtiyaç duyulan o kritik andadır. O an geçtikten sonra gösterilen her çaba, karşı tarafta bir soğumuşluktan ziyade tam bir 'değersizlik' hissi yaratır. Bu, affetmemekten bile daha ağırdır; çünkü o kişi artık gözünüzde bir nefret objesi dahi olamayacak kadar silinip gitmiştir. ​Zweig’ın bu sarsıcı hikâyesi aslında bize şunu gösteriyor: İnsan insana her zaman muhtaçtır ama o muhtaçlık anındaki kibir, bir 'Amok koşucusu' gibi önüne çıkan her şeyi yıkarak son sürat bir boşluğa sürüklenmemize neden olur. Geriye kalan ise vaktinde dileyemediğimiz o özrün, tufandan sonraki anlamsız yankısı ve o koca hiçliktir. Amok Koşucusu Stefan Zweig
Amok KoşucusuStefan Zweig · Can Yayınları · 2018134,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
YA YERSIN YA DA YEM OLURSUN
Puan vermedi
Beyaz Diş, bir hayvanın hikâyesi gibi görünse de aslında insanın ruhani gelişimini ve aldığı darbeler sonucu kendi içine inşa ettiği kaleleri anlatıyor. İnsan bazen kendine rağmen yaşamayı bilmeli; çünkü bu hikâye, dışarıdaki vahşetten ziyade içsel bir hapsoluşun öyküsüdür. ​Okurken tesadüfen radyoda denk geldiğim o şarkı, tam da bu ruh hâlini özetliyor: "Ben miyim, kendimden bir korkak yaratmışım?" Beyaz Diş, kendini etrafından korumaya çalışırken harcına gözyaşı döktüğü kaleler inşa etmiş kendine. Bu kaleler onu dışarıya karşı savunsa da aslında onu kendi içine hapseden birer zindana dönüşüyor. Bir sosyal medya atasözünde dendiği gibi: "Sana karşı ördüğüm duvarların taşlarını sen verdin." Beyaz Diş’in hayatındaki "kalpsizlerin", yani Boz Kunduz ve Güzel Smith’in hiç mi suçu yok? Yaşananlar ve yaşatılanlar, hem başkalarına karşı örülen duvarların taşlarını oluşturuyor hem de o duvarın içinde kalan canlıyı hançerliyor. Şarkıdaki "Beni bana küstüren kalpsizin hiç suçu yok mu?" sitemi, tam da bu noktada karşılık buluyor. ​Sonuçta Beyaz Diş bir "fail" haline geliyor; saldıran, ısıran ve vahşileşen o. Ancak bu eylemleri yaparken aslında kendi özüne yabancılaşıyor ve bir "meçhul"e dönüşüyor. İnsan, kendini savunmaya çalışırken aslında en çok kendini hançerleyen varlık mıdır? Beyaz Diş'in hikâyesi, bu savunma mekanizmalarının nasıl bir öz-yıkıma dönüşebileceğinin en acı kanıtı. Meltem Ekr Tkyldrm Beyaz Diş Jack London
Kültür ve medeniyet
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
Ingilizler yine bildiğiniz gibi. Ortalık karıştırıcı ve bi o kadar da kibirli 😵‍💫
Bahar
"Hayat kıpır kıpırdı. Havada bir bahar hissi; karın altında canlanan hayatın. Ağacın içinde yürüyen özsuyun, buzdan prangasını çatlatıp birdenbire açılan tomurcuğun müjdesi vardı."
Sayfa 53