Varsın baş ucunda gezinsin dursun,
Zalim iğvaları bir susuzluğun...
Bütün pınarlardan içsen ne çıkar?
Hep aynı boşluğu bize tekrarlar,
Dövülmüş altından veya mücevher,
Birbirine benzer bütün kadehler...
İsterse bir bahar olsun günlerin;
Bir esneyişinde yorulmuş tenin,
Silinir aynadan her nazlı hayal,
Arzuların sana ördüğü masal.
Bağrında bir bıçak yarası boşluk,
Simsiyah kesilir gözünde ufuk,
Siyah açar güller ve siyah öter
Ömrün gecesinde öten bülbüller...
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir.
Onlar kendini özleyen Yaşamın oğulları ve kızlarıdır.
Onlar sizin aracılığınızla gelirler ama sizden gelmezler.
Sizinledirler ama size ait değildirler.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla
vermeyin; çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
Onların bedenlerini eve koyun ama ruhlarını hapsetme-yin; çünkü onların canları, sizin rüyanızda dahi ziyaret edemeyeceğiniz yarının evinde oturmaktadır.
Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama onları kendiniz
gibi yapmaya uğraşmayın.