Ama hayat devam ediyordu.Insan isteme bile başkalarıyla karşılaşıyor,başkalarını seviyordu.Başkalarına duyulan sevgi ,ölenlere duyulan bağı azaltmamalıydı.Buna evet dememin kendimi kandırmak olduğunu biliyordum.Hayat canlılara öncelik tanırdı. Ölenlerin görüntüleri ,sesleri , kokuları,anıları,izleri ağır ağır silinir giderdi.Acı ama galiba başka yolu da yoktu.Insan pek de vefalı bir varlık değildi.
"Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu .Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba.Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konusuyorlarmış gibi olmuyor mu?"
"Ertesi gün sıkıcı bir sabahla başlayacaktı.Kim bilir, hiç sıkıntısı olmasa, belki insanlar işe gitmeyi unuturlardı. 'İş avutur,' derdi babası. O böyle avuntu istemiyordu. Bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri. Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şoför, çekicini başka ahenkle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu. Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak! Gündüzleri bir okulda ders verir, geceleri sessiz, güzel kadınlarla yatardı istese. Çabasız. Ama biliyordu: Yetinemeyecekti. Başka şeyler gerekti. Güçlüğü umutsuzca zorlamak bile güzeldi."