Spoiler, spoiler, spoiler.
Anlık kitabı bitirdim ve hazmederken bir şeyler yazmak istiyorum sadece
Grangé okumayı seviyor ve eğer başladığınız bir şeyi bir an önce sonuçlandırmak istiyorsanız peş peşe okumanızı tavsiye ederim naçizane.
Grangé ilk tanışmam lise zamanlarıma yani yaklaşık 20 sene öncesine dayanıyor o günden bugüne hiçbir kitabını niye okudum demedim. Aksine bir sonraki ne zaman çıkacak diye dört gözle falan bekledim o derece.
Bu kitapta değişen çevirmen başta biraz yabancı gibi hissetirse de neticede Grangé okuyorum çabuk adapte oldum. Ayrıca çevirmene teşekkürler.
Kitaba gelince aids dünya sahnesine çıkmış. Nedir, nasıl bulaşır? Hala çözülememiş, bırak bi de üstüne ‘gay kanseri’ denmiş.
Hastalar, cinayetler derken ilk kitapta tam anlamıyla bir polis dosyasına tek tek delil ekliyorsunuz kişiler, ifadeler, ortamlar, cinayetler ve başka cinayetler. başka cinayetlerle bizim cinayetler iç içe katilimiz de tam olması gerektiği yerde ama uyuşmayan bir şeyler ve eksiklikler var yarım kalan bir şeyler var. olmadı diyorsunuz hayır ‘her şey bitmedi bitemez, aşkımız kalmasın yarım’
veeee ikinci kitaba başlarken ilk kitapta sezon arası vermiş dizi gibi karakterlerimiz tekrar sahnede eski tanıdıkları görmek gibi keyif veriyor. Ve yeniden cinayetler… günlerce süren seyahatler okurken zaman zaman Swift’ le birlikte yorulduğumu falan hissettiğim seyahatler. Avrupa, Afrika, Amerika gezdiren, geçmişten gelen ensest hikayesinin sonunda AIDS’ in kaynağını babası olduğu kanısına varan katilimiz.
Güzel, yakışıklı ve zeki. Ahh Tony…
Kitabın sonunda beni tek üzen birinci ağızdan Tony’ yi hiç dinleyememek oldu. Gerçekten onun hissiyatıyla yaptıklarının nedenini, niçinini, nasılını okumayı çok isterdim. Çünkü ben o anasız, babasız kendi haline yamyamların içinde bir başına