Papaz'ın İni'nin kapısını çarparak oradan çıktım ve yürümeye başladım. Nereye gideceğime dair aklımda hiçbir fikir yoktu. Kimi zaman tek yapmanız gereken bir kapıdan geçmektir.
Sokrates çok ilginç bir adam.
Yakın dostu Kriton'un Sokrates'in hapsedildiği yere bir şekilde girmeyi başarıp Sokrates'e zamanının yaklaştığını ve elindeki bütün imkanları feda ederek onu kurtarmak istemesini söylemesi üzerine Sokrates'in duruşunu ve düşünce yapısını görebildiğimiz bir kitaptı bu.
Önceki okuduğum Sokrates'in Savunması kitabında da değindiğim bir husus var o da Sokrates'in her durum ve şartta ilkelerine bağlı olmaya devam eden bir adam olması yönünde. Elinde imkanlar olmasına rağmen ilkelerine, yıllardır verdiği çabanın, düşüncenin asla karşısında olmuyor. Fikirlerine başta kendisi sadık kalarak aslında bize benimsediğimiz düsturları nasıl sahiplenmemiz gerektiğini bize gösteriyor. En azından benim aldığım ders bu yönde oldu.
Kanunları da çok iyi bildiğini fark ettim bu kitabı okurken. Olası bir durumda kaçmayı tercih ederse gelişecek muhtemel olaylar silsilesini çok net düşünebiliyor.
Kritos hemen hemen; bütün imkanıma rağmen seni kurtarmazsam beni taşa tutarlar diyor onun korku ve paniği karşısında Sokrates ölümüyle düşüncelerini benimsemiş 1 kişiye bile bu husustaki duruşunun hikmetini göstermeyi diğer onlarca insandan daha önemli görüyor. Bilge birisi beni anlasa yeter diyor adam resmen.
Kitabı ben çok beğendim. Sizlere de tavsiye ediyorum. Özellikle sorgulama tekniğinin yöntemini anlamanız için mutlaka tercih etmelisiniz.
Akşamüstü kapısını açan iyi bir vatandaş bankacı, golfçü, koca, baba olmalıdır; çöldeki göçebe bir gezgin değil; gökyüzüne bakan bir sufi, San Francisco varoşlarında bir hovarda, bir devrimin yolunda giden bir asker, şüphenin ve yalnızlığın pençesinde inleyen bir parya değil. Kapısını açtığında parmaklarını saçlarında gezdirmeli ve diğerleri gibi şemsiyesini kapatıp yerine koymalıdır.