Aristoteles'in öğretisine göre, bu, [fizik dünyanın
altında yatan geometrik ilkel aynı zamanda en büyük bağdır; aşağı dünyayı göklere bağlar, göklerle birleştirir. Böylece aşağı dünyadaki bütün biçimler yukarıdan yönetilir. Çünkü bu alt dünyada, açıkçası yer kürede, yapısal olan, Geometria'ya yeterli olan tinsel bir doğa vardır. Bu doğa, ex instinctu creatoris, sine ratiocinatione yaşama gelir. Işığın göksel ışınlarının geometrik, uyumlu birleşimi yüzünden kendi güçlerini kullanma yönünde kendi kendini iteler. Bu yetinin bütün bitkilerde, hayvanlarda, yer kürede olup olmadığını söyleyemem. Ama olması inanılmayacak bir şey değildir. Çünkü bütün bu şeylerde (çiçeklerin belli bir renginin, biçiminin taç yaprağı sayısının olması
olgusunda] insanın anlama yetisi değil instinctus
divinus, rationis particeps iş başındadır. İnsanın
da ruhu, daha aşağı yetileri yüzünden göklere eğilimi vardır. Yeryüzünün toprağı için de birçok yolla sınanarak kanıtlanır bu.
Kepler astrolojik "Karakter" açıkçası, astrolojik
sinkronisite ile ilgili şunları söyler:
Bu karakter gövdeye alınmaz, gövde bunun için
çok uygunsuzdur, bir nokta gibi davranan ruhun
kendi doğasına alınır. Bu nedenle ruh con fluxus radiomm noktasına dönüştürülebilir. (Ruhun) bu [doğası] yalnızca gök cisimlerinin aklına katılmaz (ondan ötürü, biz insanlar öteki canlı varlıklardan daha mantıklı deriz); aynı zamanda, ruhun uzun bir öğrenme olmadan, radiis'teki Geometriamı, Musica'daki Vocibus'u, anında kavramasını [olanaklı kılan) başka,
doğuştan bir aklı vardır.49