Karaci ğer biliciliğin en açık belirtilerini canlı vücutta gösterir. Cansız kalınca kör olur; biliciliği de çok karanlık kaldığın dan kesin bir anlam taşımaz. Yanındaki bağıra gelince; ka raciğeri her zaman parlak, temiz tutsun diye, onun için ya ratılmış, bir aynayı silmek için her zaman yanında bulun durulan sünger gibi, onun soluna yerleştirilmiştir. Bunun içindir ki vücudun hastalıklarından ötürü karaciğerin çev resine pislikler birikince dalağın gözenekli tözü onları e- mer, temizler; çünkü oyuk, kanı çekilmiş bir nesneden do kunmuştur. Bundan dolayı bu pisliklerle dolduğu zaman şişer, zehirlenir; tersine olarak vücut temizlendiği zaman da söner, eski oylumunu alır.
Ruha, ruhun ölümlü, tamdık kısımlarına, bu iki kıs mın nasıl, öteki ilkelerden hangisiyle, neden ötürü ayrı ay rı birleştirildiklerine gelince; bunlarla ilgili olarak, acaba gerçeği söyledik mi? Evet diyebilmek için, Tanrı'nm söz lerimizin doğru olduğunu bildirmesi gerek. Ama şimdiden ve daha derince bir incelemeden sonra, sözlerimizin akla yakın şeyler olduğunu söylemeden böyle diyelim; şimdi konumuzun alt yanını, yani vücudun geri kalan kısımları nın nasıl yaratıldığını da aynı biçimde anlamayı sürdüre lim. Onu işte asıl şu düşünceyle açıklamak uygun olur. Tü rümüzü yaratanlar, yiyip içmeye karşı dayanamayacağımı zı, oburluğumuzdan dolayı gereğinden, gereksinmemizden çok yiyip içeceğimizi önceden kestirmişlerdi. İleriyi gö ren tanrılar, ölümlülerin soyunun hastalıktan yok olması nı, erginleşmeden hemen sönüp gitmesini önlemek için, yi yip içtiğimizin gereksinmemizden çok olanlarını içine al sın diye karnı yarattılar.