Yavuz Tellioğlu

Sefarad ve Aşkenaz ayrışması: Yine bu dönemde Rabbani ve Karai gruplaşmasının yanı sıra, Rabbani Yahudilik içerisinde Sefarad ve Aşkenaz ayrışması ortaya çıkmıştır. Temel dini farklılıklardan ziyade sosyal yapılan­ ma, kültürel adet ve uygulamalar, ibadet, kullanılan dil ve İbranice telaffuz şekillerinde kendini gösteren bu farklılaşma günümüzde de devam etmek­ tedir. Filistin geleneği üzerine temellenen Aşkenaz yapılanması Roma yo­ luyla Orta Avrupa'ya (Almanya ve Fransa) oradan Doğu Avrupa'ya (Polon­ yaveRusya) yerleşen Yahudileriif adeetmekte;BabilYahudiliği'nindevamı kabul edilen Sefarad yapılanması ise İspanya-Portekiz ve Kuzey Afrika kö­ kenli Yahudilerden oluşmakta, günümüzde ayrıca Orta Doğu ve Asya kö­ kenli Yahudileri de (Mizrahim) kapsayacak şekilde kullanılmaktadır. Arka planda yer alan Filistin ve Babil tesirinin yanı sıra yayıldıkları coğrafyada hakim olan Hıristiyan ve Müslüman medeniyetleri de bu iki geleneğin ge­ lişiminde etkili olmuştur. Daha ziyade Müslüman coğrafyada yaşayan ve yükselişe geçen İslam medeniyetinin etkisiyle hem dini hem ilmi açıdan daha canlı bir ortam­ dan istifade eden Sefarad Yahudiler (Sefardim), Hıristiyan Orta Çağı'nda Kilise baskısına maruz kalan ve buna bağlı olarak genellikle dışa kapalı ve muhafazakar bir anlayış geliştiren Aşkenaz Yahudilerden (Aşkenazim) daha ileri seviyede bulunuyor ve dünya Yahudilerinin çoğunluğunu oluş­ turuyordu. Bu durum XVIII. yüzyıl başlarına kadar da büyük ölçüde de­ vam etmiştir. Başta Abbasiler, Endülüs Emevileri ve Fatımiler olmak üzere Müslüman Arap yönetimlerinde ve daha sonra Osmanlı yönetiminde tica­ retten çiftçiliğe, el sanatlarından tıbba ve siyasete kadar uzanan çok çeşitli iş kollarında varlık gösteren Yahudi cemaat içerisinde üst düzey mevkilere yükselip siyasi-mali danışmanlık,
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Karaimköylüler ( Karaköy )
Başlangıçta Anan'a nispetle ''Ananller" ('Ananiyyün/'Ananiyyim) diye isimlendirilen grubun sözlü Tevrat'ı ve Rabbani otoriteyi reddetmek sure­ tiylebirnevi"Tevrat'adönüş"hareketininöncülüğünüyapmasındaİslamın da etkisinin olduğu kabul edilmektedir.41 Nitekim gerek ibadet gerekse tak­ vim başta olmak üzere bazı dini-kültürel konularda İslami uygulamalarla benzeşen Karai uygulamaları mevcuttur. Anan'ın ölümünden sonra görüş­ leri, Irak Yahudi cemaatinin yönetici ve elit sınıfına karşı genellikle fakir ta­ bakaya mensup ve kadınların ağırlıkta olduğu taraftarları yoluyla Filistin'e yayılmış ve burada önemli bir cemaatleşme meydana gelmiştir. Kudüs'ün Haçlılar tarafından işgali sırasında kıyımdan kurtulan mezhep mensupları Mısır, Anadolu ve Kırım bölgelerine kaçarak kendi cemaatlerini oluştur­ muşlar; bir kısmı daha sonra Bizans yönetimindeki İstanbul'a (Konstanti­ nopolis) ve Doğu Avrupa'ya (Litvanya) geçmiştir. IX. yüzyılın ortalarından itibaren Ananilerin büyük kısmı --aralarında dönemin mesihi karakterli diğer iki Yahudi mezhebi olan-- İseviyye ve Yudganiyye mensuplarının da bulunduğu, Rabbanilik karşıtı farklı unsurlarla birleşmiş ve Karaim (Karaiyyün) diye anılmaya başlamıştır.42 Karailer, Tevrat'a dayanmayan Talmud kaynaklı Yahudi dini uygula­ malarını reddettiği için Rabbani Yahudi din alimleri tarafından uzun süre meşru kabul edilmemiştir. Karai isimlendirmesi de, kutsal yazı (Tevrat) an­ lamına gelen İbranice mikra kelimesine atıfla oluşturulan
1000Kitap
Onlar günah işlemeye devam edince Tanrı onları uyar­ mak üzere Nebi Hezekiel'i. gönderdi. Onlar, Hezekiel'i de dinlemediler; ona atalarından daha fazla karşı geldiler. Tanrı da onları cezalandırmaya devam etti ve onları şu şekilde uyardı: "Tanrınız Rabbe (ha-Şem) dönün, yoksa üzerinize öyle günler gönderecektir ki, artık hiçbir şeye arzu ve isteğiniz kalma­ yacağını söyleyeceksiniz!" Tanrı, Hoşea aracılığı ile: "O gün, muayyen gün, yani nebi­ nin gelip sizi günahlarınızdan beri kılacağı barış ve esenlik günleri geldi" şeklindeki vaadini gerçekleştirdiğinde, Hezekiel onla­ ra muayyen günlerin (yemey ha-pakuda) geldiğini ve bunu son nesle anlatmaları gerektiğini bildirdi. Onlar, Nebi Hezekiel'in sözlerine riayet ettiler ve ondan kendilerini İsrail'in Tanrısı'na yaklaşbrmalarını istediler. 1.500 sene oradan ·oraya savruldular. Tanrı'ya feryat ettiler; zira Tanrı onların sürgününü fazlaca uzatmış ve\ağırlaştırmıştı. O günlerde Ya�udi bilgelerinden zahirecilik (avkat rohelj yapan biri vardı. Sözleri, salih bir adamın (iş Elohim) sözü gibi olan bu adam, yaptığı isabetli rüya tabiri ile meşhur ol­ muştu. İnsanlar da kendisine kulak verir dinlerdi. Bir gün sabahın köründe (ketsat ha-şemeş) biri gelerek ona bir rüya gördüğünü, bunu kimsenin tabir edemediğini söy­ leyerek kendisinden rüyasını tabir etmesini rica etti. Bilge adam "Anlat bakalım! Gerçek tabir Tanrı'nındır" diyerek adamdan rüyasını anlatmasını istedi. Adam anlatmaya başladı: "Rüyamda gecenin başlangıcında kendimi büyük bir ormanda duruyor gördüm. Sağım ve solum çalılıklarla kuşatılmıştı. Bu ara­ da sağ elimde bir badem ağacı bitiyordu. Badem ağacının 12 göv­ desi ve bol yapraklı 12 dalı vardı. Ancak bu ağaç çok köklü değildi. Ağacın üzerine her çeşidinden bol miktarda kuş yığılmıştı. Altında ise sürüler halinde
1000Kitap
6. Fasıl: İsmaili Cemaat [Müslümanlar]
Müslümanlar tarih hesaplarında haftaya Pazartesi gü­ nünden, aylarına ise Av'dan b aşlamışlardır. [Zaten] İsrailoğulları'nın başına gelen bütün felaketler de Av ayında, bu ayın da dokuzunda meydana gelmiştir. Birinci ve ikinci Mabed bu ayda yıkılmış, İskenderiye'de büyük bir Yahudi cemaati bu ayda yok edilmiş, 5020 yılında Güneş Batmayan Ülke (i-katse ha-arets) olarak adlandırılan İngiltere'den Yahu· diler bu ayda sürülmüş, "55 Sürgünü" (kele gereş yigareş) Fransa'dan bu ayda meydana gelmiştir. 68 Sambari, s. 101. 266 Yahudilere Göre Hz.· Muhammed ve İslamiyet 4382 yılından itibaren, aynı ayda (Av ay) Müslümanlar da takvimlerini başlatmışlardır. Müslümanların ilk ayları Muharrem olarak isimlendirilmektedir. Mahmad 17 yıl krallık yapmıştır. Vefatından sonra Kral Ebu Bekir, kendi takvimlerinin [hicri] 11. yılında başa geç­ miş, 2 yıl görev yaptıktan sonra vefat etmiştir.
1000Kitap
Mecusiler de (O'V))>JN/Emgoşim) Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi düşünülmüştür. (İzah: Emgoşiler iki Tanrı olduğuna [düa­ list] inanan bir fırkadır (kat ha-minim). [Bu dinin kurucusu] pek çok insanı, iki ilah olduğuna, bunlardan birinin iyilikler, diğerinin ise kötülükler tanrısı olduğuna inandıran Minay ('Nl'>J) isimli bir adamdır. Minay büyük bir adamdı. Arapla­ rın "Mecus" (Mecusiler) olarak isimlendirdiği pek çok kimse, bu adama inanıp peşine takıldı. Pers kralı Şapur [241-272], krallığını kaybetmemek iı;in ona bir mektup göndererek dini­ ni kabul edeceğini; ancak onun bu dini kendisine bizzat gelip öğretmesini istemişti. Minay, Kral Şapur'un yanına gelmiş, kendisi ile özel olarak görüşerek bu dini anlatmıştır. Kral Şapur daha sonra ona, bu ilahları rüyasında görmek istediğini söylemiş. İyilik tanrısının rüyasına girmesinin, ona kulak ve­ receği anlamına; kötülük tanrısının rüyasına girmesi ise, onu öldüreceği anlamına geleceğini ve kendisinin bu tanrılardan hangisinin daha güçlü olduğunu tecrübe etmek istediğini söy­ lemiş. Ancak Şapur, Minay'ı katletmiş. O günden itibaren Minay'ın dini hızla yayılmış ve alemde iki tanrının varlığına inanan bu fırka taraftarları Minay'a nisbetle "Emgoşiler" ola- 0 1 Bu ifade müellif tarafından Aram!ce kaydedilmiştir: " . . . . NJ )PJU )lN N)N nmN mmı Nn)ııN '.Jy )!J)oıN'.:ı N'.:ıı n)nN m.ır.ıı Nn)ııNr.ı nn!:>r.ı'.:ı" ı·ı Yahudi din adamı Rav Şim'on ben Tsemah Duran (1361-1444). Kronik/erin Tercümesi 259 rak isimlendirilmişlerdir. Mecusilerin ortaya çıkışı RaŞBaTS'da bu şekilde anlatılmıştır. Yahudi ve Hıristiyanlar gibi Mecusllerden de cizye (mas) alınır; ancak onların kestikleri [Müslümanlar tarafından] yenmez, kadınları ile de evlenilmez.62 Sabiilerden de cizye alınır (İzah: Sabiiler eski dönemlerde yaşamış bir filozoflar
1000Kitap