Yavuz Tellioğlu

"Altı gün yedi gece boyunca Tufan kasırgası yurdu kasıp kavurdu, 1 30 yedinci gün geldiğinde sona erdi fırtına, kasırga, bora doğuran bir kadın gibi çırpıntılar içinde. Deniz döndü, rüzgar dindi, Tufan kesildi. Kapağı bir açtım, temiz hava çarptı yüzüme, 1 3.5 ortalığa baktım, ortalık sessizdi, çamura dönmüştü insanoğlu her yerde, çatıların üstü baştan başa bataklıktı. Diz çöküp ağladım kımıldamadan, yanaklarımdan yaşlar süzüldü. 1 40 Kıyılar aradım denizin sınırlarında, 67 Kaşusu: Ancak ıanrılarııı kullanabileceği, öldürücü bir silah. i l 1 ötelerden bir kara parçası yükselmekteydi; gemi Nizir Dağı'na oturdu. Dağ onu tuttu, sallanmaya komadı. Bir birinci gün, bir ikinci gün 15 dağ onu tuttu, sallanmaya komadı. Bir üçüncü gün, bir dördüncü gün dağ onu tuttu, sallanmaya komadı. Bir beşinci gün, bir altıncı gün dağ onu tuttu, sallanmaya komadı. 50 Yedinci gün gelince dışarı bir güvercin saldım, konacak yer bulamayıp geri döndü. Dışarı kırlangıç saldım, konacak yer bulamayıp geri döndü . . 55 Dışarı karga saldım,
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ağladı İştar Anu'nun, babasının önünde, gözyaşı döktü Antu'nun, anasının önünde, "Bana çok kötü sözler söyledi Gılgamış, baba, bir bir saydı bütün ayıplarımı, bütün ayıplarımla ilençlerimi! " Anu ağız açıp konuştu, dedi ki Ece'ye: "Ne? Gılgamış'ı kışkırtan sen değil miydin bir bir saysın diye bütün ayıplarını, bütün ayıplarınla ilençlerini?" İştar ağız açıp konuştu, Tanrı Anu'ya, babasına dedi ki: "Baba, n'olur, Gök Boğası'nı ver bana, Gılgamış'ı öldürsün, ateş doldursun evine. Bana Gök Boğası'nı vermezsen kırarım bulunduğu yerin kapısını, inerim Yeraltı Ülkesi'ne, cehenneme, salarım ölüleri oradan, yesinler diye sağları, ölüler sağlardan daha çok olsunlar diye!" Anu ağız açıp konuştu, dedi ki İştar Ece'ye: "Sen benden Gök Boğası'nı istersen Uruk ülkesinde yedi yıl saman yılı olacaktır,ıı bu nedenle buğday biriktir önceden bol bol!" ot biriktir önceden bol bol." İştar ağız açıp konuştu, dedi ki babasına, Anu Tanrı'ya: "Yeterince buğday biriktirdim, yeterince ot biriktirdim baba, yedi saman yılı boyunca açlıktan kurtulmak için,
1000Kitap
Gılgamış Destanı
"Kardeş, gördüğün bu düşün şudur tabiri bence: Humbaba [ ... [ gibidir. Daha gün ağarmadan 5 onun hakkından geleceğiz demektir. Çok kızdığımız Humbaba'yı yeneceğiz, onu yeneceğiz kuşkusuz. Uğurlu bir işaret alacağız bu sabah Şamaş'tan." İki kez yirmi konaklık yolun sonunda bir şeyler yediler, ı o iki kez otuz konaklık yolun sonunda az durup dinlendiler, iki kez elli konaklık yol gittiler bütün gün boyu, [ .. . [ dağına vardılar böylece. Akşam Şamaş'ın önünde bir kuyu kazdılar, ve kuyunun içine [ . .. ]. 1 5 Gılgamış o dağın doruğuna çıktı, kavrulmuş undan saçı serpti Şamaş'a. "Dağ, bana bir düş getir, uğurlu bir düş!" dedi. Enkidu bir şeyler okuyup üfledi Gılgamış için, apansız bir bora kopup uzaklaşırken. 20 Sonra onu yatırdı çevresine büyülü bir çember çizip. [ . .. [ gibiydi bu çember. Gılgamış çenesini dizlerine dayamış dururdu, üstüne boşandı insanların yazgısı uyku. 25 Ama gece yarısı birden uyandı, doğrulup dedi ki arkadaşına:
1000Kitap
Gecenin gözcüleri: Şamaş geceleyin karısıyla uyurken onun yerine ortalığa gözkulak olan büyük yıldızlar. Obla: Çocuk yaşta tapınak hizmetine verilmiş kişi. Boyunlarına görevlerini belirten bir belirteç asılırmış. Sözcük Akadca "görev belirteci" anlamına geliyor. Tanrı kızları: Sümer ve Asur tapınaklarında, buraların giderini karşılamak için "fuhuş" hizmeti veren genç kadınlar bulunurdu. Bu fuhuşun bir amacı da, yapan kişinin Tanrı 'yla bütünleşmesini sağlamaktı. Bu kadınlar sokağa çıktıkları zaman özellikleri anlaşılsın diye başlarını örterlerdi.
1000Kitap
O ki her şeyi gördü, tanıtmak isterim onu ülkeye, o ki her yeri tanıdı, her şeyi bildi, açığa çıkardı her yerde bütün gizleri her şeyi kavrayan o bilgeler bilgesi. 5 Gizli şeyleri gördü ve aktardı saklı olanı, Tufan' dan daha eski bir bilgiyi iletti bize. Uzun bir yoldan dönüp, yorgun ve mutlu, görüp geçirdiklerinin öyküsünü bir taşa kazıdı. Sur çektirdi çevresine Büyük-Alanlı-Uruk'un ı o ve kutsal Eanna 'nın, 1 eşsiz hazinenin. Şu ağ gibi sık örgülü sura bak, bir benzeri olmayan şu temeli gör, çok uzaktan getirilen şu eşiğe bir dokun, İştar'ın konağı Eanna'ya doğru gel, 1 5 hiçbir kral, hiçbir insanoğlu yapamadı bir benzerini. Uruk'un suruna çık, bir dolaş, incele temeli, gözden geçir tuğla duvarı, gör pişmiş tuğladan mı, değil mi, Yedi Bilge2 koymuş mu, koymamış mı temellerini? 20 Üç bin dönüm kent, üç bin dönüm bağlık, üç bin dönüm kır , işte bu dokuz bin dönümün hepsidir Uruk.