Allah'ıma bin şükür, ramazan bitmeden bitirebildim. Her Müslümanın en az bir kere olsun ömrü hayatında, onun için indirilmiş kitabı anlayarak okuması lazım. Selametle.
Haddim olmayarak bu kitaba ikinci bir isim verecek olsaydım, büyük ihtimalle bu olurdu.
İffet; meşru daire içinde yaşayıp gayrimeşru sahaya nazar etmemek, el uzatmamak ve adım atmamak demektir.
Kitap, parça parça ve kısa anlatımlarla iffetli insanların hayatlarından kesitler sunuyor. İlk olarak iffet denince akla gelen Hz. Yusuf Peygamber ele alınıyor; ardından Saadet Asrı’ndan sahabelerin hayatlarına ve günümüz yaşamında karşılaşılan iffet örneklerine yer veriliyor.
Günümüzün en büyük problemlerinden biri olan iffet meselesinin ne denli önemli olduğunu, bu kitabı okuyunca daha iyi anladım. Kitap gayet akıcı ve kısa bir süre zarfında hemen okunulmaya müsait.
Okuyacak olanlara şimdiden istifadeli okumalar diliyorum...
İffet Ya HuAli Demirel · İşık Yayınları · 2012350 okunma
Bunu bana tavsiye eden arkadaşa;
Valla ben telefondan alarm kuruyorum da kalıyorum, seni bilemeyeceğim.
Diye ufak bir latife yaptım. Ama genel olarak kitapta namazın önemini güzel bir şekilde çok kez vurgulanıyor.
Eğer yurt dışında yaşayıp yolda yürürken bir anda Türkçe bir kitap görüyorsanız, demek ki bu kitabı okuyup bu incelemeyi yazmanız gerekiyormuş.
Ne tam bir roman, ne tam bir kişisel gelişim kitabı olan; ikisinin arasında kalmış bu eser, "Işığın Savaşçısı"nın nasıl biri olduğunu ve ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğini bizlere anlatıyor.
Kitabın her bir sayfasında, Işığın Savaşçısı'nın nasıl olması gerektiğini öğreniyoruz.
Peki, kim bu "Işığın Savaşçısı"?
Belki de hepimizin olmak istediği, hatalarından ders çıkaran, iyilik için savaşan, kötülüğü reddeden, kaybettiğinde ayağa kalkmasını bilen biri...
"Işığın Savaşçısı, başkalarının kendisine biçtiği rolü oynamaya çalışarak zaman harcamaz."
"Işığın Savaşçısı, kışkırtmalara kulak asmaz; onun gerçekleştirmesi gereken bir yazgısı vardır."
"Işığın Savaşçısı, kendi kusurlarının farkındadır ama erdemlerini de bilir."
"Işığın Savaşçısı, her zaman elinden gelenin en iyisini yapar ve başkalarından da aynı şeyi bekler."
Işığın Savaşçısı, hatasız, günahsız ve kusursuz biri değildir. Aksine, hatalarını kabul eden, onlardan ders çıkaran, kendisiyle yüzleşmekten kaçmayan biridir.
Kitabın yazarı Paulo Coelho hakkında daha önce hiç bilgim yoktu; başka bir kitabını da okumamıştım. Ama Batı edebiyatına ait olan bu kitabın, ışık yolunda yürüyen bir insanın nasıl olması gerektiğini anlatması beni gerçekten etkiledi.
Ve okurken kendi kendime dedim ki: “Bu tam olarak bir Müslüman insanın sahip olması gereken özellikleri anlatıyor.”
Bu da kafamda yeni bir soru oluşturdu:
İyiliği getiren şey din midir? Yoksa din olmadan da bir insan iyi olabilir mi?
Işığın Savaşçısı, hayallerimizdeki olmak istediğimiz insandır:
“Işığın Savaşçısı, hayatın mucizesini anlamayı başaran biridir.
İnandığı şey için sonuna kadar savaşabilen ve denizin
Özgürlük nedir?
Legal olarak ve başkalarının sınırlarını aşmayacak şekilde yaptıklarımıza “özgürce” diyoruz.
Alışveriş yapıyoruz, geziye çıkıyoruz, işe gidiyoruz vs...
Peki, bizler ne kadar özgürüz ya da kendimizi ne kadar özgür zannediyoruz?
Jean-Jacques Rousseau kitabında, "Özgürlüğün insanın canının istediğini yapması demek olduğuna asla inanmadım; özgürlük daha çok, yapmak istemediğini yapmamaktır." der.
Eğer elimizde imkân varsa, yapmak istediğimiz şeyi zaten yapıyoruz. Ama önemli olan, bir şeyi yapmak istemiyorsak onu yapmamamızdır.
Alışverişe gittiğimizde yeni bir şeyler aldığımızda veya istediğimiz yere gittiğimizde bunun adı özgürlük olmuyor.
“Özgürlüğü her istediğini yapmak sanan insanlar, aslında arzularının kölesidir.”
Bisiklet süren bir insanın yüzüne çarpan o rüzgar… Anlatması, tarifi çok zor bir şeydir.
Bilenler bilir; o an kendinizi hiç olmadığı kadar özgür, hiç olmadığı kadar hayatı yaşıyormuş gibi hissedersiniz.
İşte bu hikayemizde de, özgür olmaya çalışan bir martının hikayesini anlatıyoruz: Martı Jonathan.
Diğerlerinden farklı bir kuş… Bütün sürünün amacı karınlarını doyurmak için uçarken, bizim martımız uçmaktan büyük bir keyif almaktadır.
Sürünün yaptıklarını reddeder. O, sadece uçmak isteyen ve özgür olmak isteyen bir martıdır.
Tabii sürüye karşı geldiği için Martı Konseyi onu sürüden kovar.
Martı Jonathan kendisini daha iyi bir şekilde uçmaya adar ve bu konuda hep çalışır.
Gece gündüz uçar ve kendi hız rekorlarını kırar.
Kendisini sürekli geliştirmeye çalışır ama aynı zamanda da sürüdeki diğer martılar adına üzülür.
Kanatları varken, istedikleri yere uçabilecekken, sadece günübirlik yaşamayı ve karınlarını doyurmaya çalışmalarını bir türlü anlayamaz.
Sanki bir masal kitabı gibi olan bu kitabımız Martı Jonathan Livingston , aslında çok derin bir felsefeyi