Yusuf Uysal

Yusuf Uysal
@YusufUysalReads
İnstagram: @yusuf.uysal.reads (instagram.com/yusuf.uysal.rea...) #dfambookclub
Öğrenci
Okuyor
Hatay
Hatay/Antakya, 14 Ağustos
75 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
9/10
·635 syf.··
2021 2. kitabı
Çanlar Kimin İçin Çalıyor ? .(29 Mart 2021) Uzun bir aradan sonra tekrardan bitirdiğim bir roman için inceleme yazıyorum. Mâlum şartlar olsun dersler olsun ne okumaya ne de yazmaya vakit bulamıyordum. 630 sayfalık romanı bitirmem 1 ayımı aldı vesaire vesaire, çok uzatmak istemiyorum buraları geçelim. "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" genel olarak beğendiğim bir kitaptı. Gerek okunabilirliği gerek edebiyat dünyasındaki yeri kitabın değerini arttıran şeylerdendi. Üslubu diğer kalın romanların aksine daha hafifti, okurken canınız çıkmıyor ya da her cümlenin altında bir alt metin aramak zorunda hissetmiyordunuz. Olay odaklı ve alt metinlerle okuru yormadan, doğrudan bir mesaj vermek istemiş Hemingway, bunu da oldukça iyi başardığını söyleyebilirim. Kitapta en çok ilgimi çeken şey, 630 sayfa boyunca sadece 5 günün anlatılabilmesiydi ve kitapta yerli yersiz upuzun betimlemeler de yoktu. Şatafatlı ya da olağanüstü olaylar da yoktu. Ama yazar 5 günü 630 sayfaya oldukça uzun bir süreçmiş gibi yedirebilmişti, işin mutfak kısmında böyle zor bir şeyin başarılabilmesi ilgimi çekti açıkçası. Kitabın atmosfer olarak "İnce Memed" e benzediğini söyleyebilirim. İkisinden birini seçmem gerekirse hiç düşünmeden İnce Memed derim. Uzun bir roman okumak ve okurken çok da yorulmak istemiyorsanız önerebileceğim bir eser. Peki Çanlar Kimin İçin Çalıyor ne anlatıyor ? . Kitabımız Amerikalı bir "dinamitçi"ye (Robert Jordan) İspanya'daki Cumhuriyetçi komutanlar tarafından bir köprü imha görevi verilmesiyle başlıyor. Bu köprü; halkın tamamını kapsayan ve birbirine karşı cephe alan faşistler - cumhuriyetçiler iç savaşında cumhuriyetçi vatandaşların bulunduğu bir dağ ile faşistlerin bulunduğu bir bölgeyi birbirine bağlıyor ve düzenlenecek olası bir saldırıda faşistlerin takviye sağlayabilmesi için önemi
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma
Reklam
VEBA/İNCELEME
10/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2020 70. kitabı
Yine Camus, yine varoluş üzerine derin düşünmeler, yine sade bir üslup ve yine muazzam bir eser. Okuduğum dönemi göz önünde bulundurarak böyle bir deneyimin herkese nasip olmadığını belirtmek isterim, salgın döneminde salgın kitabı okumak... Bu açıdan baktığımda kitap daha ilk sayfasından benim için farklı bir anlam taşımaya başlamıştı. Sanki yıllar önceyi değil dünümü, bugünümü hatta belki de yarınımı anlatan bir eserdi. Camus yine yapmıştı yapacağını :) . Açık konuşmak gerekirse eser muazzamdı. Karakter işlemeleri, olay örgüsü, hikayedeki çatışmalar, farklı ideolojileri temsil eden kahramanlar ve muazzam bir gerçekçilik. Belki farklı bir dönemde, mesela salgın tehlikesinin olmadığı bir dönemde, okusam böyle anlamlı, bu kadar muazzam bir eser olduğunu düşünmezdim. Çünkü bir salgının kişide ne hissettirdiği hakkında bir fikrim olmazdı, kitapta okuduklarım havada kalırdı. Ama şimdi kişide hissettirdikleri hakkında fikir sahibi olmak bir kenara böyle bir şeyi bizzat deneyimlemek ve bu deneyim esnasında bu kitabı okumak, kitaptaki her cümleyi içime işletti, benimsetti desem yalan olmaz. Bu eserde de yazarın diğer eserlerinden aşina olduğumuz sade bir üslup var (muhtemelen kendisi bu sadeliğin en çok yakıştığı yazar) ve Camus bu  sadeliğe rağmen okurunda bambaşka hisler uyandırmayı başarıyor. Okuduğum diğer eserlerinden farklı olarak da bu romanında bir olay örgüsü, ayrıntılarına kadar düşünülmüş bir kurgu var. Camus'nün en sevdiğim özelliği de bu; başka bir eser, başka bir perspektif. Muazzam bir eser anlayacağınız. Daha fazla överek tadını kaçırmak istemiyorum o yüzden biraz da konusundan bahsedeyim. Hikayemiz "Oran" adlı bir şehirde durduk yere farelerin ölmesiyle başlıyor. Günden güne artan fare ölümleri 3 basamaklı sayıları bulmaya başlıyor ve tam o sıralarda bir
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
KUMARBAZ/İNCELEME
9/10
·187 syf.··
Beğendi
·
2020 68. kitabı
Beyaz Geceler, İnsancıklar, Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza derken yine bir başka Dostoyevski eseri olan Kumarbaz'ı da okuyup bitirdim. Kitabı okurken kafamda oluşan en net fikirlerden bir tanesi kesinlikle diğer eserlerinden farklı olduğuydu, bununla başlamak ve neden böyle düşündüğümü anlatmak istiyorum. Öncelikle Dostoyevski eserleri -çoğunuzun bildiği gibi- biraz karamsardır, kasvetli bir temaya sahiptir. Bu eser de aynen bu hissiyatla başlıyordu ki tam "Klasik bir Dostoyevski eseri daha" diyeceğim sırada tema birden değişti. Keyifli, hoş bir hâl aldı hatta ara ara güldürdüğü yerler bile oldu. E doğal olarak şaşırdım, "Lan ne oluyoruz" dedim. Sonrasında ise öyle kusursuz hamleler vardı ki neden kitapta böyle üslupsal bir değişikliğe gidildiğini anladım. Naçizane görüşüm; Dostoyevski'nin kendi hayatında belki de "en büyük düşmanı" olan kumar sevdasının nasıl bir illet olduğunu okuyucusuna hissettirebilmek için kumarın kişide uyandırdığı hisleri eserin üslubuna yedirmiş. Şöyle açıklıyım, hikaye içinde kumarda kazanırken bir kişi nasıl keyifli ve mutlu hissederse; eserin üslubunda da bir keyif havası veya bir hoşluk seziliyordu.  Keza aynı şekilde kaybetmeye ve hırslanmaya başlayınca da üslupta kökten bir değişim oluyordu. Olaylarla ve karakterlerin duygularıyla tamamen bağlantılı ve değişken bir üslup vardı anlayacağınız. Hoş, okurken bu durumu fark etmek daha da keyifli bir okuma deneyimi yaşattı bana. Bunun haricinde elbette diğer eserlerden de alışkın olduğumuz tahliller, bireyin iç dünyasına dair incelemeler, rastgele bir konu hakkında belirtilen düşünceler, ikilemler, güçlü karakterler ve bu güçlü karakterleri yıkan doğal sebepler mevcuttu kitapta. E bu durumda beğenmemem imkansızdı. Eserin diğer Dostoyevski eserlerinden farklı olmasını sağlayan bir diğer sebep
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
Karlı Dağlar Arasında
7/10
·63 syf.··
Beğendi
·
2020 67. kitabı
YÜZYÜZE / İNCELEME . Daha önce "Beyaz Gemi" adlı eserini okuduğum Aytmatov'u, biraz daha yakından tanıyabilmek için bir başka kısa eserini, Yüzyüze'yi elime aldım ve 62 sayfalık kısa soluklu hikayeyi tek seferde bitirdim. Dürüst olmam gerekirse eser kısa olduğundan hakkında konuşulacak çok bir şey de barındırmıyor, o yüzden bu incelemeyi kısa tutup Cengiz Aytmatov hakkında bilgi vermek daha mantıklı geldi. Kendisi bir Kırgız Türk'ü ve çocukluğunun çok büyük bir kısmını Kırgızistan'da, o birbirinden sert ve soğuk kış havalarında, kapkarlı dağların arasında ve döneminin getirdikleri olarak da Sovyet boyundurluğu altında geçirmiş. Eserlerinin çoğunda bu sert iklimi, çaresizlik ve boyundurluk içinde geçen bir ömrü, çevresindekilerin bir bir çöküşünü ve halkının özgürlük hayalini anlatır kendisi. Tıpkı "Beyaz Gemi" ve "Yüzyüze"de olduğu gibi. "Yüzyüze"yi okurken o karlı dağların soğuğunu, halkın çaresizliğini, imkanların kısıtlılığını hissetmemeniz içten bile değil. Aytmatov'un en öne çıkan özelliğidir bu. Sizi odanızdan alır, taa Kırgızistan'ın o karlarla kaplı tepelerine, binbir türlü derdin içine bırakır. İstemeseniz de hafiften canınız sıkılır, kitabın başında "Yaşanmış bir olaydan uyarlanmıştır." yazmasa bile o kadar emin olursunuz ki anlatılan hikayenin kesinlikle yaşanmış olduğuna, dertlenirsiniz, hafiften burkulursunuz. Bu hissi 62 sayfalık eserinde de hissettirir size, 400 küsür sayfalık eserinde de. Hikayeler az biraz benzerdir, çoğunda yine o karlı tepelerde yaşayan ailelerden biri anlatılır, çaresizliklerini, yaşam mücadelelerini bazen 62 sayfada bazen 400 küsür sayfada görürsünüz. Yüzyüze'de anlatılan hikayeyi özetlemek gerekirse; Hikayemiz, Sovyetler Birliği'nin içinde olduğu bir savaştan dolayı seferberlik ilan edip tüm erkekleri askere çağırmasını ve o
Edebiyat
YüzyüzeCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,6bin okunma
9/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2020 66. kitabı
MACBETH / İNCELEME . Gün geçmiyor ki Yusuf Uysal bir Shakespeare eserini daha okuyup bitirmesin, hakkında inceleme yazısı yazmak için birkaç araştırma yapıp not defterini açmasın. Evet yine bir Shakespeare eserinin incelemesi ile karşı karşıyasınız, incelemeye başlamadan önce belirtiyim, bu yazı -diğer Shakespeare incelemelerime nazaran- övgüden çok beklentiyi karşılayamama içerecek keyifli okumalar. . En son okuduğum Shakespeare eserinin üstünden 1-2 ay geçmişti ki niye yeni bir tane daha okumıyım diyerek Macbeth'i aldım elime, hem kısaydı hem de tiyatro eseri olduğundan okunması kolaydı, tam aradığım eserdi yani. Başladıktan 3 gün sonra kitap bitti ve ilk defa bir Shakespeare eseri ile diğer eserleri arasında bu kadar fazla fark gördüm. Bildiğimiz Shakespeare eserlerinin aksine bu eserde baş kahramanımız ihanete uğrayan ya da ihanetten etkilenen kişi değil; ihanet eden kişiydi. Macbeth'ti. Dizeler soyut ya da anlaşılması zor değil; somut ve sade dizelerdi. Hamlet'teki veya Romeo ve Juliet'teki o süslü, o soyut cümlelerden eser yoktu. Neredeyse her eserinde hikayenin ilerleyişi için büyük önem taşıyan Shakespeare'in "hayaletleri" bu eserde daha bir etkisiz gibiydi. Macbeth eseri, sanki diğer eserlerine göre biraz sönüktü (Sönük dediğime bakmayın, yine bir sürü tiyatro eserini cebinden çıkarır.). Daha önceki Shakespeare eserlerini bitirdiğimde "Acaba hakkını vererek okuyabildim mi ? " ya da "Bu eserde anlamam gerekeni anladım mı ?" tarzı kitabı değerlendirebilmem için önem taşıyan sorular, bu eserin sonunda yeteri kadar sorulmadı kafamda. Bilemiyorum, az önce de söylediğim gibi, sanki biraz sönük bir eserdi. Eserin içeriği yine her zaman olduğu gibi insansal değerler taşıyordu; sabırsızlık, hırsa yenik düşme, yüzlerdeki maskeler, kendi yazdığımız kaderimiz, karanlık ve
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Reklam