“..ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.”
Ne kadar çok seversen, o kadar derinleşir yaraların. Çok sevmelerin zamanı değil artık.Sevip kavuşmayı beklemenin devri değil bu devir. Bir selama muhtaç kalmıyor artık kimse ve bir selamla güneş doğmuyor kimsenin yüreğinde. Elle yazılmış mektupların kıymeti kalmadı, saklanmıyor artık kitap sayfalarının arasında mektuplar. Kimsenin ardından yas tutulmuyor, ayrılığın acısı yılları bulmuyor.Şarkılarda aranmıyor, şiirlere yazılmıyor artık kaybedilenler.Dokunmadan sevilmiyor, görmeden taşınmıyor kimse yüreklerde.. Sevdaya dahil değil artık hiçbir şey.Sadık kalınmıyor verilen sözlere, yeminler kolayca bozuluyor artık. Emekle kazanılmıyor artık sevdalar..Kimse bir Cemal Süreya gibi sevmiyor kadınını. Ve kimse bir Piraye kadar gururlu ama sevdasına sadık kalamıyor.Çok sevmelerin devri kapandı. Gidenin hoşça kaldığı gelenin hoşgeldiği devir bu devir.Güzel sevenlerin kendini çirkin hissettiği, çirkin sevenlerin kendini güzel zannettiği zaman…