SİYASET VE KİYASET

SİYASET VE KİYASET
@ZEKAVET
Mahiyeti melek, hüviyeti insan, şahsiyeti yüksek; fukara bir ukala. Edepsize edepsiz. Kah sevişken kah dövüşken. Bite kızıp bime gider.
İNSAN MÜREBBİYESİ
FEZA İÇRE DÜNYA
İLİM VE HİLİM OCAĞI
29 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Değişmeyen içimizdeki esnaflar...
Eskide yaşayan insanların arasındaki bir sohbete tanıklık etmenin merakı eminim hepimizin içinde bir kez olsun uyanmıştır. Acaba ne konuşuyorlardı, değil mi? Neyse ki milattan önce 2000 yılları civarındaki antik bir mezarlıktan çıkarılan bir frizin üzerindeki hiyerogliflerden, fırıncılar arasında geçen küçük bir sohbete tanıklık edebiliyoruz. Ve aralarından biri o kadim satırları söylüyor: "...Çok çalışıyorum. Beni bir an için rahat bırakmıyorsunuz. Yakacak odunlar da yaş..." Değişmeyen şikayet kültürümüz, insan dilinin icadından önceye bile dayanıyor olabilir. Ah keşke eskide yaşasaydım diyerek günümüz çokluğundan ve karmaşasından kaçmak isterken, atalarımız da o yokluktan bugünkü berekete doğru hayaller kuruyordu. Bulunduğu konumdan hiçbir zaman memnun olmayan, işin yaş kısmına odaklanmak konusunda usta zihinlerimiz, ona yön vermediğimiz müddetçe asla mutluluğu yaşayabileceği bugüne sahip olamayacak sanırım.
SİYASET VE KİYASET isimli okura yanıt verildi
SİYASET VE KİYASET
SheraiSherai "en" fazla olmuş emmi şikâyetçiyim, "tek" benim! Müşteki müştekiden hakim ise her ikisinden.. İste o hakim benim💥😅
Reklam
Değişmeyen içimizdeki esnaflar...
Eskide yaşayan insanların arasındaki bir sohbete tanıklık etmenin merakı eminim hepimizin içinde bir kez olsun uyanmıştır. Acaba ne konuşuyorlardı, değil mi? Neyse ki milattan önce 2000 yılları civarındaki antik bir mezarlıktan çıkarılan bir frizin üzerindeki hiyerogliflerden, fırıncılar arasında geçen küçük bir sohbete tanıklık edebiliyoruz. Ve aralarından biri o kadim satırları söylüyor: "...Çok çalışıyorum. Beni bir an için rahat bırakmıyorsunuz. Yakacak odunlar da yaş..." Değişmeyen şikayet kültürümüz, insan dilinin icadından önceye bile dayanıyor olabilir. Ah keşke eskide yaşasaydım diyerek günümüz çokluğundan ve karmaşasından kaçmak isterken, atalarımız da o yokluktan bugünkü berekete doğru hayaller kuruyordu. Bulunduğu konumdan hiçbir zaman memnun olmayan, işin yaş kısmına odaklanmak konusunda usta zihinlerimiz, ona yön vermediğimiz müddetçe asla mutluluğu yaşayabileceği bugüne sahip olamayacak sanırım.
SİYASET VE KİYASET
Şikayetçi atalarimdan şikayetçiyim😅 (kendi içinde paradoks oluşturan bu cümleden de şikayetçiyim, sanırım bayım; ben genel olarak sikayetciyim😥)
Pythagoras:
“Öğrencileri sınavdan geçinceye kadar PythagorasPythagoras’u hiç görmeden*, yalnızca derslerini dinleyerek, beş yıl boyunca seslerini çıkarmazlardı. Ancak bundan sonra onun evine kabul edilir ve onu görmelerine izin verilirdi.”
Sayfa 381 - *Çünkü geceleyin ders veriyordu.·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
SİYASET VE KİYASET
İyi ki bi' dik üçgenlerdeki malum kenar bağıntısını ispatladın sanki yıldızlara uzandın.. Ne narsist ne kurumlu biri imiş.. Bu münasebetle gönlümüzün reisi Hippasus'u rahmetle yad ediyorum. Unutmadık seni reisim..
Ordan ve burdan
Günümüzden takriben 2500 yıl önce mütefekkir Sokrates, Eflatun'un felsefe okulunda (akademia'da) retorik dersinin müderrisiydi. Retoriği açıklamış ve açımlamıştır. Ve retoriğin sac ayağını şu şekilde tespit etmiştir: -Etos (İtimadî argümanlar) -Patos (Hissî argümanlar) -Logos (Mantıkî argümanlar) Tarihi bir vakayı naklederek retoriğin logos ayağını icra etmişsiniz. Türk-Yunan etiketleriyle retoriğin etos ayağını icra etmişsiniz. Tecavüz, bomba, çene parçalama gibi dehşetengiz şeylerle Kadir Mısıroğlu'nun ''Keşke Yunan kazansaydı" sözünü bir araya getirerek nefret ve kin hislerinin depreşmesine, devinmesine olanak sağlayarak patos ayağını kıyıcı bir surette kullanmışsınız. İyi bir strateji ama adi bir cerbezeden fazlası değil. Sırf mugalata, gayrısı değil. Yunan'ın her türlü mezalimini zikredip yanına Mısıroğlu'nun sözünü iliştirerek sanki o sözün sadır olma sebebi buymuş havasını vererek muhatapları tam da kendi emeline muvafık kanalize etmek.. Esas bağlayıcı olan bağlamdır, söz bağlam ile bir anlama bağlanır. Yoksa yaptığınız retorik taktiğinin (cerbeze ve mugalatanın) aynısı şu adi kurnazlıkla da yapılabilir: Sağda Türk kızı Hayriye. Yaş 13. Baba adı Mehmet. Çanakkale Bayramiç'te Yunan askerleri tarafından tecavüz edildikten sonra el bombasıyla çenesi parçalandı. Solda ise ''Elen bayramını tebrik eden hatta ''asil ve dost'' olarak nitelendiren Atatürk'':
Gönderi kullanım dışı
SİYASET VE KİYASET
Merhum kişinin kendisi birilerini nefret nesnesi yapıyordu demeyin. Her Davanın dava adamı öyledir. Fikirleri hisleri ile raksederek beyana geldiğinden muhif ve menfur sözler çıkması çokça vakidir. Türklükte müfrit olanın; gök tanrının gök uçmağına varasın, tinin erinç ve sevinç içinde ola kabilinden toplumca tuhaf algılanacak sözleri diline pelesenk etmesi gibi.. Sözlerine kendisi dahi inanmaz ama davası icabı icra eder. Biz mutedil olalım, hissemizi heybemize koyup itidal ile vasat olanı iltizam ve intihap edelim.