Türk velileri Roma ve Bizans taşlarıyla sarmaş dolaş yatarlar. Dedelerimizin mezarlarından çıkan yeşillikler hangi itikatların etrafında yontuldukları belli olmayan çok eski taşları kendi kendi rahmaniyetleri ile yumuşatırlar...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her düşünen insanımız gibi ben de hayatımızın değişmesi için sabırsızım, Daima hayranı olduğum yabancı bir romancının hemen hemen aynı şartlar içinde söylediği gibi "Eski bir garpcıyım ben ". Fakat canlı hayata, yaşayan ve duyan insana, cansız madde karşısındaki bir mühendis gibi değil, bir kalb adamı olarak yaklaşmayı istedim. Zaten başka türlüsü de elimden gelmez. Ancak sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar.
AHMET HAMDİ TANPINAR
Ankara, 25 Eylül 1960
Tesettür bir örtü değil ,bir kimliktir.
Her ne kadar kimlikler insanların sorumluluklarını arttırıyor gibi dursa da, aslında arttırdığı şey statüsüdür.
Konu tesettür olunca sadece başımıza taktığımız bir örtüden değil, bir hayat tarzından bahsederiz. Bu aynı bir polisin üniforma giydiğinde belli sorumluluklar yüklenmesine benzer.
Nasıl ki sivil bir vatandaş bazı konularda daha serbest davranabilirken bir polisin dikkat etmesi gereken daha çok şey varsa, aymı şekilde tesettürlü kızlar için de durum böyledir.
Çünkü giyilen üniforma sadece kişiyi değil, bir grubu temsil eder.
Rahman ve Rahim derken; sevgi dolu, şefkatli, merhametli, affedici bir Allah'a muhatap olmuyor muyuz?
Evet, galiba öyle... Ama Allah'tan korkmak da
gerekmiyor mu?
Korkudan ne anladığımıza göre değişir. Nasıl yani?
Şöyle açıklayayım; biri sana kötü bir şey yapacak diye hissettiğin korkuyla, sevdiğin birini üzme korkusu çok farklıdır.
Yani Allah beni yakar diye de korkabilirsin. Allahin emrini yerine getirmezsem çok sevdiğim Rabbimi üzerim diye de...