Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
466 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Halifelik kaldırılacak- Basının desteği...
Mustafa Kemal dikkatini İstanbul'daki muhalif basına çevirdi. İstiklal Mahkemesinin Başkanı İhsan (Eryavuz), İstanbul gazetelerinin başyazarlarının onu İzmir'de ziyaret etmelerini sağladı. Mustafa Kemal'in 1927'deki konuşmasında hiç anmadığı bu ziyaret, basında bir ateşkese yol açacaktı. Mustafa Kemal gazetecileri nezaketle karşıladı ve iki gün boyu onlarla görüştü. 5 Şubatta son kez bir araya geldiklerinde Mustafa Kemal, basının cumhuriyetin çevresine çelikten bir kale örmesini istedi. Cumhuriyetin bunu gazetecilerden istemeye hakkı vardı. Mücadele henüz sona ermemişti; basının görevi bu gerçeği halka anlatmak ve ulusun birliğini güvence altına almaktı. Meslektaşları adına konuşan Hüseyin Cahit diplomatik bir yanıt verdi, "Özgürlük; zor ve şiddetle kurulur fakat korunması ancak karşılıklı ve geniş hoşgörürlükle ve darılmamakla mümkün olur. Bunu Gazi Paşa'da görmekle mutluyum." __Hüseyin Cahit, anılarında Gazi'nin yanından mutlu ve inanmış bir destekleyici olarak ayrıldığını ama Mustafa Kemal'in hâlâ sırtından vurulmaktan çekindiği hissine kapıldığını söyleyecekti. *** Hüseyin Cahit, haşin gazetecilik üslubu ile ün kazanmıştı; iltimaslar karşısında yoldan çıkabilirdi ya da bazen korkutulabilirdi ama denetlenemezdi. Çağdaşlık yanlısıydı ve hatta Türkiye'nin Arap alfabesinden Latin harflerine geçmesini bile önermişti.
Sayfa 467 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mustafa Kemal hastalandı. 11 Kasımda dostları Salih (Bozok), Recep Zühtü ve Kılıç Ali ile yediği öğle yemeğinden sonra kendini rahatsız hissetti. Özel doktoru Refik (Saydam) çağırıldı ve kalp spazmı tanısı koyunca, İstanbul'dan aceleyle getirtilen kıdemli askeri doktor Neşet Ömer (İrdelp) Paşa da aynı tanıyı onayladı. Altı gün süren resmî sessizlikten sonra Neşet Ömer gazetecilere Mustafa Kemal'in rahatsızlığının kalp krizi olmayıp yorgunluktan kaynaklandığını ve Cumhurbaşkanının altı günlük bir istirahattan sonra tümüyle iyileştiğini açıkladı. Doktorlar dinlenmesini ve 'hafif bir perhiz' uygulamasını önermişlerdi; bunun anlamı, en azından içkiyi azaltmak demekti. Lâtife, söylenenleri uygulamaya çalışıp ziyaretçilerin gelişini yasakladı. Mustafa Kemal öfkelendi. Zaten karısının ev yaşamını düzene sokmaya ve Çankaya'da resmî bir protokol yerleştirmeye çabalamasından sıkılmıştı. Lâtife'nin uygulamalarını reddetti ve görmek istediği ziyaretçileri kabul edeceğini bildirdi. ...
Sayfa 462 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Karabekir anılarında, gazetecilere, Mustafa Kemal'in padişah ve halife olmasını dostlarının önlediğini ve onun da buna karşılık bir çıkış yaparak Cumhurbaşkanı olduğunu açıkladığını yazacaktı. Şimdi Mustafa Kemal, eski dostlarını cumhuriyet düşmanı ve padişah yanlısı diye tanıtarak, yaşamı boyunca bu makamı elinden bırakmayacaktı. Karabekir'in belleği bundan sonraki olaylarla karışmış olabilir ve herhalde yazdıklarına oranla daha dikkatli konuşmuştur. Ne var ki Mustafa Kemal'in eski dostlarının onu yerinden etmek için güç birliğine giriştikleri ve İstanbul'daki en etkili gazetelerin desteğini aldıkları gerçektir.
Sayfa 462 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal, amacına ulaşıp Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı olduğunda 42 yaşındaydı. Fakat elindeki güce karşı meydan okuma henüz ortadan kalkmamıştı. Mustafa Kemal şahsi güç kazanmak için çabalıyordu ama güç sahibi olmak, kendi başına bir amaç değildi. Ülkeyi yeniden yapılandırmak, Fransa ve diğer başlıca Batı devletleri gibi uygar kılabilmek için bir araçtı. Bunu yalnızca kendisinin başarabileceğine inanmıştı; kendisi için iyi olan her şey, ülkesi için de iyi olacak demekti. En uygun zamanı beklemesini bilen, usta bir taktikçiydi. Zamanı gelince de hiç gecikmezdi. Deneyimli bir eylem adamı, dünya görüşü olan bir gerçekçiydi. Halkının uygar bir devlet yaratma ve sürdürme gizilgücüne sahip olduğundan emindi. Gerçi nüfusun büyük çoğunluğu hâlâ cehalet yükünü taşıyordu, ama eğitilebileceğinden emindi ve eğitecek kişi de kendisiydi.
Sayfa 460 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Alıntı
Lozan Antlaşması ile Elde edilen başarı ilerlemeye ve uygarlığa giden yolu açmıştı, ama henüz bu ideallere ulaşılamamıştı. Ülke neredeyse hiçbir yaşam belirtisinin görülmediği çıplak toprağa dönmüştü. Ama, toprağın altında hazineler, üstünde ise soylu ve kahraman insanlar vardı.
Sayfa 453 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Alıntı