Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
469 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
İsmet Paşa Musul için var gücüyle savaştı. Bu bölgede zengin petrol yatakları olduğu biliniyordu ve daha da önemlisi, çoğunluğu oluşturan Kürt nüfusunun, Türkiye'nin doğusunda yaşayan Kürtlerle bağlantısı kesildiği takdirde, bunların arasındaki ayrılıkçıların sınırın öte yanından destek bulmaları kaygısıydı. O tarihte ne Mustafa Kemal ne de önde gelen diğer milliyetçiler Türkiye'de Kürtlerin bulunduğunu inkâr ediyordu. Ancak Türklerle Kürtler ortak tarih ve çıkarlarla çözülmez biçimde bağlıydılar ve bölünmez tek bir milli kimlik olarak kabul edilmeleri gerektiğini öne sürüyorlardı.
Sayfa 427 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Abdülmecit, İstiklal Savaşı sırasında milliyetçilik davasına ihtiyatlı bir yaklaşımla sıcak bakmıştı. Fransız klasik dönemi tarzında başarılı bir ressamdı ve halifeliğin gösterişli giysilerinin Ankara'yı rahatsız etmeyeceğini umuyordu. Refet aracılığıyla Mustafa Kemal'e selamlık törenine Fatih Sultan Mehmet'in kullanmış olduğu gibi kaftan ve sarıkla katılmasının doğru olup olmayacağını sordu. Hayır doğru olmazdı, redingot ya da İstanbulin giyebilirdi ve askeri üniforma giymesi asla söz konusu olamazdı.
Sayfa 426 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Vahdettin 'Halife-i Müslimîn' olarak imzaladığı bir yazıyla, yaşamının tehlikede olduğunu öne sürerek, General Harington'dan kendisini en kısa zamanda İstanbul'dan çıkarmasını istedi. 17 Kasımda şafak sökerken padişah, küçük oğlu Ertuğrul ile bir avuç saray görevlisi ve uşaklar saraydan İngilizlere ait iki cankurtaranla gizlice çıkartılıp HMS Malaya gemisine bindirildiler. Kısa bir süre Malta'da kaldıktan sonra Vahdettin, Hicaz'ın Haşimi Kralı Hüseyin'in konuğu olarak Mekke'ye geçti. En sonunda San Remo'ya yerleşti. Üç karısıyla kız kardeşi de yanına geldi ve 15 Mayıs 1926'da burada öldü. ... Vahdettin'in kaçtığı haberi Ankara'ya ulaşınca, hükümet Şeriye Vekilinden (Mehmet Vehbi), hilafet makamının boşaldığını ve buraya birinin atanması gerektiğini belirten bir fetva aldı. Meclis bu kararı oybirliğiyle onayladı ve Vahdettin'in yeğeni Abdülmecit'i yeni halife olarak seçti.
Sayfa 426 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal İzmir'den Ankara'ya dönüşünden iki gün sonra, 4 Ekim 1922'de Yunanlılara karşı kazanılan zaferin raporunu meclise vererek, Mudanya'da başlayacak mütareke görüşmeleri için aldığı kararı açıkladı. Kazanılan zaferle ilgili olarak yalnızca üç komutanın, kendisine sadık olan Fevzi (Çakmak), İsmet (İnönü) ve Milli Müdafaa Vekili Kâzım'ın (Özalp) adını takdirle andı. Başkomutan olarak son sefere katılan bütün komutanları terfi ettirirken, Anadolu'da başlangıçtan beri yanında yer alan ancak İsmet Paşa'nın emri altında çalışmayı reddeden Ali Fuat (Cebesoy) ile Refet'i (Bele) dışladı. Onlar, Türk milli direnişinin diğer iki önderi olan Başbakan Rauf (Orbay) ve Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir'in tarafını tutmuşlardı.
Sayfa 421 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal İzmir'de kalıp kazandığı zaferin tadını çıkardı. 13 Eylülde kenti saran yangın kaldığı evi tehdit edince, körfezin güneyinde Göztepe semtinde deniz kenarında bir köşke taşındı. Köşkün sahibi Muammer Uşşakizade (sonra Uşaklıgil) zengin ve iyi aileden gelme bir tüccardı ve yeğeni olan yazar Halit Ziya, Büyük Savaş öncesinde Sultan V. Mehmet'in başkâtibi olarak görev yapmıştı. Yunanlılar İzmir'i işgal edince, Muammer Bey durumun sakinleşmesini beklemek üzere ailesiyle birlikte Fransa'ya gitmişti. 24 yaşındaki en büyük kızı Lâtife ise, Sakarya zaferinden sonra Fransa'da sürdürdüğü hukuk eğitimini yarıda bırakıp İzmir'e dönmüş ve ailesinin köşkünde büyükannesiyle birlikte yaşıyordu. Lâtife iyi bir eğitim görmüş, hırslı bir genç kadındı. Güzel bir yüzü, göz alıcı kumral saçları, ufak tefek ama oldukça tıknaz bir vücudu ve güçlü bir iradesi vardı. Mustafa Kemal, Karşıyaka'da kendisine ayrılmış olan evden taşınmaya karar verince, aralarında Uşşakizadeler'in köşkünün de bulunduğu olasılıkları gözden geçirirken bu köşkte onu Latife karşıladı. Genç kadının Avrupa'daki eğitiminin, dürüst yaklaşımının ve samimiyetinin etkisi altında kaldı. Ama evinde kalma önerisini hemen kabul etmedi. Sonunda köşke taşınınca, Latife'nin örgütçülük yeteneğiyle büyülendi ve ondan şakayla karışık "karargah kumandanı hanım" olarak söz etmeye başladı. Mustafa Kemal'i gözüne kestirmiş olan Lâtife, Türk kadınlarının arasında en çok arzu edilen beceriyi; bir kocaya hizmet etmek yeteneğini sergilemek için elinden geleni yaptı. Ama bir damat adayının ailesi ve arkadaşları, bir kocayı yönetmek ve onun değişken ruh halini denetlemek gibi başka bir dişilik yeteneğinin de olmasını isterlerdi. Diğer geleneksel kültürlerde olduğu gibi Türkiye'de de bir erkeği
Sayfa 411 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Reklam