Mustafa Kemal İzmir'de kalıp kazandığı zaferin tadını çıkardı. 13 Eylülde kenti saran yangın kaldığı evi tehdit edince, körfezin güneyinde Göztepe semtinde deniz kenarında bir köşke taşındı. Köşkün sahibi Muammer Uşşakizade (sonra Uşaklıgil) zengin ve iyi aileden gelme bir tüccardı ve yeğeni olan yazar Halit Ziya, Büyük Savaş öncesinde Sultan V. Mehmet'in başkâtibi olarak görev yapmıştı. Yunanlılar İzmir'i işgal edince, Muammer Bey durumun sakinleşmesini beklemek üzere ailesiyle birlikte Fransa'ya gitmişti. 24 yaşındaki en büyük kızı Lâtife ise, Sakarya zaferinden sonra Fransa'da sürdürdüğü hukuk eğitimini yarıda bırakıp İzmir'e dönmüş ve ailesinin köşkünde büyükannesiyle birlikte yaşıyordu.
Lâtife iyi bir eğitim görmüş, hırslı bir genç kadındı. Güzel bir yüzü, göz alıcı kumral saçları, ufak tefek ama oldukça tıknaz bir vücudu ve güçlü bir iradesi vardı. Mustafa Kemal, Karşıyaka'da kendisine ayrılmış olan evden taşınmaya karar verince, aralarında Uşşakizadeler'in köşkünün de bulunduğu olasılıkları gözden geçirirken bu köşkte onu Latife karşıladı.
Genç kadının Avrupa'daki eğitiminin, dürüst yaklaşımının ve samimiyetinin etkisi altında kaldı. Ama evinde kalma önerisini hemen kabul etmedi. Sonunda köşke taşınınca, Latife'nin örgütçülük yeteneğiyle büyülendi ve ondan şakayla karışık "karargah kumandanı hanım" olarak söz etmeye başladı.
Mustafa Kemal'i gözüne kestirmiş olan Lâtife, Türk kadınlarının arasında en çok arzu edilen beceriyi; bir kocaya hizmet etmek yeteneğini sergilemek için elinden geleni yaptı. Ama bir damat adayının ailesi ve arkadaşları, bir kocayı yönetmek ve onun değişken ruh halini denetlemek gibi başka bir dişilik yeteneğinin de olmasını isterlerdi. Diğer geleneksel kültürlerde olduğu gibi Türkiye'de de bir erkeği