Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
469 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Bu tehdide fırsat veren, seçim yasasında değişiklik yapılmasını öngören bir öneriydi. Bu değişikliğe göre, adayların Türkiye'nin bugünkü sınırları içinde doğmuş ve belirli bir seçim bölgesinde yaşıyor olmaları gerekiyordu. 'Türk ya da Kürt" mülteciler ancak beş yıl belirli bir seçim bölgesinde yaşadıktan sonra aday olabileceklerdi. Mustafa Kemal öfkeli bir konuşmayla, bu değişikliğin kendisine karşı yapılmak istendiğini öne sürdü. Türkiye tarafından yitirilmesinde kendi suçunun bulunmadığı bir kentte doğmuştu. Belirli bir seçim bölgesinde sakin bir yaşam sürmek yerine önce İstanbul'u kurtarmak için Gelibolu cephesinde çarpışmış, sonra Bitlis ile Muş'u geri alabilmek için doğu cephesine gitmiş ve ardından Suriye'den kaçan askerlerden bir ordu oluşturmak için yine güneye gitmişti. Şöyle devam etti: Zannediyorum ki ondan sonraki mesaim cümlenin malûmudur... Ben zannediyorum ki bu hidematımdan [hizmetlerimden] dolayı milletimin muhabbetine ve teveccühüne mazhar oldum... Tahmin ediyorum ve ediyordum ki ecnebi düşmanlar bana suikasdetmek suretiyle de memleketimdeki hizmetimden beni tecride çalışacaklardır. Fakat hiçbir zaman hatır- ı hayalime getiremezdim ki meclisi âlide velev üç kişi olsun aynı zihniyette bulunabilsin... Beni vatandaşlık hukukundan iskat etmek salahiyeti bu Efendilere nereden verilmiştir? Bu kürsüden resmen heyeti aliyenize ve bu Efendilerin daire-i intihabiyeleri seçmen çevresi halkına ve bütün millete soruyorum ve cevap istiyorum.
Sayfa 431 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bursa'da halka, öğretmenlere yaptığı konuşmadan...
Ülke inzivaya çekilmiş gibi yaşayamazdı, uygar dünyanın gelişme gösteren bir üyesi olmak zorundaydı. Bunu başarmanın tek yolu da bilimsel konularda bilgi sahibi olmaktı. “İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ferdi milletin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur." Yaptığı konuşma, beklenen kültür devrimi konusunda da dinleyicileri uyarıyordu. ... "Eğer sosyal yaşam mantık dışı, yararsız ve zararlı doktrinler ve gelenekler katılırsa felç olur.
Sayfa 430 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Müslüman Türkler, en temel teknik becerilere bile sahip değildiler. Süvari olarak ün kazanmışlardı ama atlarını nallamak için Ermeni nalbantlara gereksinimleri vardı. Mustafa Kemal'in konuşmalarının resmî kayıtlarında, İstiklal Savaşı süresince yalnızca bir kez, Konya'da askeri nalbant yetiştirmek üzere yeni açılan okulun diploma töreninde, halka hitaben yaptığı konuşma yer alır. Son büyük saldırıdan dört ay önce yaptığı konuşmada Mustafa Kemal, Belgrad'a götürdüğü ordusunda bir tek zanaatkarı bile bulmakta zorlanan bir padişahın öyküsünü anlatmıştı. Ama birini bulunca da padişah üzülmüştü çünkü bir zanaatkarın varlığı bile askerlerinin savaşma ruhunu gevşetebilirdi. Bu yaklaşımın ulusun iğneden ipliğe, naldan mıha kadar" her şey için yabancılara bağımlı olmasına yol açtığını söylemişti Mustafa Kemal, kendisini dinleyen sade vatandaşlara "Sanatların en basiti, en şereflisidir," dedi. "Kunduracı, terzi, marangoz, saraç, demirci, nalbant, hayatı içtimaiyemizde, hayatı askeriyemizde hürmet ve haysiyet mevkiine elyak sanatkârlardır." Bu mesleklerin tümü geleneksel olarak gayrimüslimlere ayrılmıştı.
Sayfa 429 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Itilaf devletleri doğulu insanların uygar bir hükümet yaratabileceğine inanmıyorlardı. Mustafa Kemal ise yanıldıklarını onlara kanıtlamaya kararlıydı.
Sayfa 429 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
İsmet Paşa Musul için var gücüyle savaştı. Bu bölgede zengin petrol yatakları olduğu biliniyordu ve daha da önemlisi, çoğunluğu oluşturan Kürt nüfusunun, Türkiye'nin doğusunda yaşayan Kürtlerle bağlantısı kesildiği takdirde, bunların arasındaki ayrılıkçıların sınırın öte yanından destek bulmaları kaygısıydı. O tarihte ne Mustafa Kemal ne de önde gelen diğer milliyetçiler Türkiye'de Kürtlerin bulunduğunu inkâr ediyordu. Ancak Türklerle Kürtler ortak tarih ve çıkarlarla çözülmez biçimde bağlıydılar ve bölünmez tek bir milli kimlik olarak kabul edilmeleri gerektiğini öne sürüyorlardı.
Sayfa 427 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih