Taştan inşa edilmiş evin iki katlı bahçesi ve bir çeşmesi vardı. İlk sahipleri Ermeni bir aileydi ve sonradan Bulgurzade ailesi tarafından satın alınmıştı. Ankara'nın milliyetçi müftüsü Rıfat (Börekçi)evi satın almak için bağış topladı ve Mustafa Kemal'e armağan etti. Mustafa Kemal de tapuyu Türk ordusunun adına çevirtti ve böylece ev 'Ordu Köşkü' olarak anılmaya başladı. Duvarları Mustafa Kemal'in annesinin resimleriyle, Bingazi'deki çarpışmalarda çekilmiş kendi fotoğrafları süslüyordu. Daha sonra taraftarlarından yalnızca üçünün, İsmet (İnönü), Fevzi (Çakmak) ve Kâzım'ın (Özalp) fotoğrafları bunlara eklendi ve ülke dışından ve içinden iyi dileklerde bulunanların armağanları gelmeye başladı.
Sayfa 382 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Paşa'nın muharebe esnasında uykusu büsbütün azalmıştı, sabaha karşı uyurdu... Bütün muharebe devamınca, kaburga kemiğinin tedavisi ve ıstırabı onu ayrıca işgal etti.
Sayfa 376 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
...İki paşa ön cepheleri dolaşıp emirlerin uygulanıp uygulanmadığını kontrol eder, askerlerin moralini yükseltmeye çabalarken, kaburga kırığı nedeniyle hareketsiz kalan Mustafa Kemal, bulunduğu Alagözden denetimi sağlamaya çalışıyordu. Halide Edip'in onbaşı rütbesiyle orduya katılıp Alagöz'e gelmesine izin vermişti. Mustafa Kemal'le kavga ettikten sonra sürgün yıllarında yazdığı anılarında, görgü tanığı olarak başkumandanın ayrıntılara ne kadar dikkat ettiğini, ruh halinin nasıl değiştiğini, amacına nasıl bağlandığını ve aynı zamanda ara sıra yeise kapıldığını da anlatacaktı.
Sayfa 376 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
12 Ağustosta Mustafa Kemal, Fevzi (Çakmak) ile birlikte İsmet Paşa'nın Polatlı'daki karargâhına gitti. Birlikleri teftiş ederken atından düşüp bir kaburgasını kırdı. Tedavi olmak için Ankara'ya döndü ve ancak 17 Ağustosta komutanlık görevine başlayabildi.
Sayfa 375 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Başkumandan ilan edilince halka bir bildiri yayınlandı. Düşmanın 'anayurdumuzun harim-i ismetinde boğulacağını' açıkladı. Ardından sivil halktan istenen malzemeyi on madde halinde sıraladı. Her hane ordu için bir kat iç çamaşırı ve bir çift postal verecekti; ellerinde bulunan kumaş, deri, un, sabun ve mumların yüzde 40'ı derhal orduya devredilecekti; araç sahipleri, ordu malzemelerini her ay 100 kilometreden fazla bir mesafeye bedava olarak taşıyacaklardı; bütün silahlar orduya teslim edilecekti; tüm atların, arabaların ve motorlu taşıtların beşte biri orduya bırakılacaktı. Yaklaşık on yıldır savaş ortamında yaşayan ve verimli topraklarının çoğunu yitirip yoksulluğa düşen halk, ellerinde kalan son mallarını vermeye çağırılmaktaydı.
Sayfa 375 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu