Lider, nihai amaçlarını kendisine saklıyordu. Mustafa Kemal, 1927' de monarşinin ulusal iradenin en büyük düşmanı olacağını daha o zamanlar görmüş olduğunu söyledi. Fakat sonucu ya da başka bir deyişle cumhuriyet yönetiminin kaçınılmazlığını önceden açıklamak, bu fikri kendi geleneklerine, zihinsel yeteneklerine ve düşünce biçimlerine aykırı bulacak insanları korkutacaktı. Bağımsızlık mücadelesi süresince bütünlüğü koruyabilmek için Mustafa Kemal, ‘milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiği büyük gelişme kabiliyetini bir milli sır gibi saklamak zorunda kalacaktı.
Sayfa 284 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
İngiliz denetim subayı Albay Rawlinson'ın dediği gibi Karabekir "birinci sınıf bir subay" ve "son derece yetenekli bir komutan"dı; Mustafa Kemal'i eleştirmekten çekinmiyor ama sonunda onun kararlılığına boyun eğiyordu. Üstelik Mustafa Kemal ondan biraz daha kıdemliydi, daha etkileyici bir savaş sicili vardı ve politikayı çok daha kolay kavrıyordu. En önemli nokta ise özgüveniydi. Umarsızlık hissi geçiyordu. Kâzım Karabekir milli hareketin liderliğinin ortaklaşa olmasını isterken, Mustafa Kemal kendini en üst düzeydeki önder olarak görmeye başlamıştı. 1927'deki nutkunda "Efendiler, tarih itiraz edilemez bir şekilde ispatlamıştır ki büyük davalarda başarı için sarsılmaz bir kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin varlığı şarttır,"diyecekti.
Sayfa 284 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Daha sonraları Mustafa Kemal ile yolları ayrılacak olan Rauf (Orbay) Karabekir'e 1941'de yazdığı bir mektupta ise farklı bir öykü anlatıyor. Anlattığına göre herhalde Mustafa Kemal'in ordudan ayrılması nedeniyle– ikisi birden kalmakta oldukları orduya ait binadan çıkıp sivil valinin evine taşınmışlar. 10 Temmuzda, istifa etmesinden yirmi dört saat sonra Mustafa Kemal Kurmay Başkanı Albay Kâzım (Dirik) ile birlikte resmî belgeleri elden geçirmiş. İşleri bitince Albay Kâzım, "Paşa artık siz ordudan istifa ettiniz. Bu nedenle sizin kurmay başkanınız olarak kalamam. Başka bir askeri görev için General Karabekır'e başvurmama izin verin. Bu belgeleri kime teslim etmem gerekiyor?" diye sormuş ve Mustafa Kemal çok sarsılmış . “Öyle mi? Pekâlâ O zaman belgeleri Hüsrev'e (Gerede) ver," deyip Raufa (Orbay) dönmüş, "Haklı değil miyim? Resmî unvanların ne kadar değerli olduğunu görüyorsun değil mi? Daha düne kadar tüm benliğiyle bana hizmet eden bir adamın bu davranışı görüşlerimin haklı olduğunu göstermiyor mu?"
Rauf (Orbay), Mustafa Kemal'i hiç bu kadar umarsız bir halde görmemiş olduğunu ekliyor. Onu rahatlatmak için Karabekir'e güvenebileceğini söyleyince, Mustafa Kemal, "Umarim haklısındır. ...
O dakikada Mustafa Kemal'in yaveri, Kâzım Karabekir'in gelip beklemekte olduğunu haber vermiş. En kötüsünün olacağına inanan Mustafa Kemal, Rauf'a bakıp acı bir sesle, "Görüyorsun, haklı değil miyim?” demiş. Ama içeri giren Karabekir onu üst rütbeli bir komutan olarak selamlayıp, "Vatan ve milletimiz için her türlü mesaide Cenabı Hakkın muvaffakiyetler ihsan buyurmasını tazarru eder ve kolordumun ihtiramat ve tazimatı mahsusasını takdim eylerim efendim" demiş. "(Emrim altındaki bütün subayların ve askerlerin saygılarını îletmeye geldim." )
Sayfa 283 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Kâzım Karabekir'in yetim çocuklardan oluşturduğu 'çocuk ordusu.'
Ertesi gün 3 Temmuzda Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal'i Erzurum'un on beş kilometre kadar dışında karşıladı. Yanında kurmay heyeti, bir müfreze asker ve terk edilmiş Müslüman çocuklarını toplayıp oluşturduğu 'çocuk ordusu' vardı.
Sayfa 280 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Sivas ile Erzurum'un arası yaklaşık 560 km'dir ama yollar öylesine kötüydü ki Mustafa Kemal, Rauf (Orbay) ve arkadaşlarının buraya ulaşmaları bir hafta sürdü.
Sayfa 279 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu