Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
469 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
25 Mayısta Samsun'dan ayrılırken... Askeri depoda bulunan üstü açık bir Benz arabayla yola çıkmıştı. Araba, sık sık arızalanıp yolcular yaya olarak devam etmek zorunda kaldıkları zaman Mustafa Kemal'in İsveççe orijinalinden uyarlanmış bir marşı yanındakilere öğrettiği söylenir. Marşın sözleri nin yalınlığı son derece çekiciydi: “Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi yer, gök, su dinlesin. Sert adımlarla her yer inlesin." Bu sözler, İstiklal Savaşı'nda çarpışan genç subayların marşı oldu.
Sayfa 270 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Samsun'a çıkıldı. Sonrası...
Mustafa Kemal ile arkadaşlarının yerleştiği 'Mıntıka Palas' otelinin muhteşem ismi mütevazı gerçeği yalanlıyordu. Otel; uzun zamandır boş duruyordu ve yetkililer, son anda askeri hastaneden sağladıkları yataklar ve komşu evlerden alınan çarşaflarla kullanılır duruma getirmişlerdi. Mustafa Kemal, derhal çalışmaya başladı. 1935 yılından bu yana 19 Mayıs Türkiye'de ulusal bir bayram olarak kutlanmaktadır. Yaygın inanışa göre bu tarih, İstiklal Savaşı'nın başlangıcıdır. Aslında yabancıların yayılmasına karşı direniş hareketleri, 30 Ekim 1918'de ateşkesin imzalanmasının hemen ardından münferit biçimde başlamıştı. Ama 19 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal, Türk direnişinin birbirinden farklı unsurlarını kendi liderliği altında toplama kampanyasını başlattı.
Sayfa 265 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Bandırma vapuru Karadeniz kıyısı boyunca ilerledi. Hava fırtınalıydı ve Mustafa Kemal'in yanındakilerden çoğunu deniz tuttu. Sahilin kuzeydeki en uç noktasını döndükten sonra vapur bir süre Sinop açıklarında durduğunda bölge valisi Mustafa Kemal'i karaya davet etti. O ise kendini iyi hissetmediğini söylerek kabul etmedi.Hâlâ kulak iltihabının nekahatini yaşıyordu; onu bir yıl önce yatağa düşüren böbrek rahatsızlığının etkisinden de tam olarak kurtulamamıştı. İstanbul'dan ayrıldıktan üç gün sonra 19 Mayısta Bandırma Samsun'daki ahşap bir iskelenin açığında demirledi. Bu Karadeniz kentinin nüfusunu Rumlar ve Türkler oluşturuyordu ve içinde Rumlar daha kalabalıkken, Türkler kent dışında çoğunluktaydı.
Sayfa 265 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Samsun'a çıkmadan önce...
Mustafa Kemal de rahatı seviyordu ama inanılmaz hırsı ve kendi kaderini ülkesinin kaderiyle birleştirmesi, Anadolu'nun zorlu yaşamını seçmesine neden olmuştu. Rahatı yeğleyip de ulusal çıkarları öne sürerek kendilerini haklı göstermeye çalışanlara yakınlık duymuyordu. Yola çıkmadan bir gece önce ziyaret ettiği İsmet (İnönü), sonradan Mustafa Kemal'in İstanbul'da geçirdiği altı ayı manevi açıdan yorucu bir mücadele olarak tanımlamıştı. Ayrıca düşünmek için de zamanı olmuştu. Gelecekte atacağı adımları ayrıntılı olarak planlama gereğini duymayacak kadar karar alma ve manevra yapma yeteneği yüksek bir insandı fakat gelecek konusundaki vizyonu son derece açıktı. 1918 Kasımında kendisiyle yapılan ilk röportajda, "En çok kuvvetli olmak demek ise; 'ma'nen, ilmen, fennen, ahlaken kuvvetli olmak' demektir. Askeri kuvvet en sonda gelir... Bugünkü topluluklar içinde insan olarak yer alabilmek için elbette silah elde olmak yeterli değildir,” demişti. Mustafa Kemal'in aklında nihai amaç olarak uygar ülkeler arasında Türkiye'nin yerini güvenceye alma fikri her zaman vardı.
Sayfa 264 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
14 Mayıs'ta İtilaf birlikleri, İzmir'in kalelerini işgal etti. Ve Türk Vali'ye Yunan güçlerinin karaya çıkacağını haber verdi. Yerel Rumlar, kutlamaya hazırlanırken... Yunan askerlerinin 15 Mayısta gerçekleştirdiği çıkartma, felaket ve önceden kestirilebileceği üzere, kötü oldu. Yunan askerleri Osmanlı komutanı Ali Nadir Paşa'nın direniş göstermeme emri aldığı kışlaya yaklaşırken, kalabalığın içinden bir Türk ateş ederek Yunan bayrağını taşıyan askeri öldürdü. Paniğe kapılan Yunan birlikleri hem kışlaya hem de Hükümet Konağına ateş açtılar. Türk yetkililer ve subaylar dövülüp hakarete uğratıldı, Türklerin malları talan edildi. Daha ilk gün aralarında iki askerin de bulunduğu 100 Yunanlı/Rumun ölümüne karşılık 300 ile 400 arasında Türk öldürüldü. Düzen bozukluğu iç kesimlere yayıldı.
Sayfa 261 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih