Ebeveynlerimizi yitirdiğimizde kendimizi kırılgan hissederiz çünkü bir yandan kayıpla baş etmeye çalışırken bir yandan da kendi ölümümüzle yüzleşmemiz gerekir.
Genellikle bize doyum veren ilişkiler kurduğumuz kişilerin yasını tutmak, aramızda yarım kalan çok fazla mesele olanların yasını tutmaktan daha kolaydır.
Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.
Marcus Aurelius, Düşünceler
Cinnet toplumu olduk. Karanlık, cehalet, kötülük her geçen gün daha da yayılıyor. Ruhen hastayız, Ruhumuz hasta... Şiddet, cinnet, ahlaksızlık, adaletsizlik, kötülük alabildiğine... Sevgiden, inayetten, güzellikten koparıldık. Unuttuk. Geri dönülmez bir yoldaymışız, hiç umut yokmuş gibi... Ürkütücü, can sıkıcı... Heyhat!
Seda Zerentürk
@ZSeda
·
Şiddet hakkında belli başlı iki düşünce ekolü vardır. Biri, “ Şiddet insanda doğuştan vardır.” Diğeri de, “ Şiddet insanın içinde yaşadığı sosyal ve kültürel mirasın bir sonucudur.” Hangi ekolden olduğumuz bizi ilgilendirmiyor; bunun önemi yok. Önemli olan şiddet yanlısı olduğumuz GERÇEĞi, bunun nedeni değil. ...