Kayıtsızlığımız arzularımızı öldürür. Aslında bugünü yaşamayı sevmek için felaket haberlerine gereksinim duymamalıyız. İnsan olduğumuzu ve ölümle her an yüz yüze olduğumuzu bilmek yeterli olmalı bunu becermek için.
Kör ile Topalın sohbeti...
-İşler nasıl gidiyor, ahbap? dermiş kör topala.
Topal da şöyle yanıtlarmış:
- Nasıl olsun, gördüğün gibi işte...
Toplumbilimsel düşüncenin üstadlarında durum buysa meydanlarda o sorunları çığırtkanlığa dökenlerin haline hiç şaşmamalı. İnsanların bir konuda söyleyecek açık seçik hiçbir şeyleri olmayınca susacak yerde tam tersini yapma huyları vardır: Sözü ayyuka çıkarırlar, yani bağırırlar. Ve bağırtı saldırının, savaşın, kıyımın sesli eşiğidir. Bağrılan yerde gerçek bilim olmaz, diyordu Leonardo.
MESELE şu:İnsanlar bugün yasalardan ve hukuktan, devletten, ulustan ve uluslararasından, kamuoyundan ve kamu gücünden, iyi ve kötü politikadan, barış ya da savaş yanlısı olmaktan, yurttan ve insanlıktan, toplumsal adaletten ve adaletsizlikten, kolektivizmden ve kapitalizmden, sosyalleşmeden ve liberalizmden, otoriter yönetimden, bireyden ve topluluktan, vb. şeylerden dem vuruyorlar. Hem gazetede, sohbette, kahvede, meyhanede konuşmakla kalmıyorlar, konuşmadan da öte, tartışıyorlar. Tartışmakla da kalmıyorlar, o sözcüklerin belirttiği şeyler uğruna savaşıyorlar da. Üstelik savaşta insanlar birbirlerini öldürüyorlar hem yüzlercesi, binlercesi, milyonlarcası.