Görenekleri izledikçe robot gibi davranırız, toplumun ya da topluluğun izdüşümünde yaşarız. Ama toplum ya da topluluk ne insani ne de insanüstü bir şeydir, yalnızca salt göreneklerin mekanizmasıyla etkili olur, kimsenin sorumlu ve bilinçli yaratıcı öznesi olmadığı göreneklerin.
"Toplumsal yaşam ya da topluluk yaşantısı" göreneklerden ibaret olduğuna göre de insani bir yaşam değildir, doğa ile insan arasında bir şeydir, bir yarı-doğadır ve tıpkı doğa gibi akıl-dışı, mekanik ve ezicidir.
Görenekler, bireyin şu ya da bu biçimde şu ya da bu oranda, başka çaresi olmadığından ötürü benimseyip uyguladığı insani davranış biçimleridir ve birlikte yaşadığı çevresi tarafından ona zorla benimsetilmiştir: "başkaları", "herkes" ... toplum tarafından.
Ortega:
"Düşünce, insanoğlunun kendi kendisinin efendisi olması için tek yoldur. ( ... ) Günümüz insanı giderek o efendiliği yitirmekte ve bizde sanki insanlık düzeyinin altına düşüyormuş gibi bir izlenim uyandırmakta."