İnsan, yapıp ettiklerinde kimseyi örnek almamalıdır:
Çünkü durumlar, koşullar, ilişkiler hiçbir zaman aynı değildir ve karakterlerin farklılığı eyleme de farklı bir görünüm verdiği için iki kişi aynı şeyi yapsalar da yaptıkları şey aynı değildir. İnsan, yeterince düşünüp taşındıktan ve iyice gözden geçirdikten sonra, kendi karakterine uygun bir biçimde davranmalıdır. Demek ki pratik yaşamda özgünlük kaçınılmazdır; yoksa, insanın yaptığı kendisine uymaz.
Sayfa 181 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Görmediğimiz insanlar, en sevgili dostlarımız bile olsalar, yılların akışı içinde, yavaş yavaş soyut kavramlara dönüşürler, böylelikle onlara yönelik ilgimiz giderek salt mantıksal, hatta geleneksel bir ilgi olur: Gözümüzün önünde bulunanlara ise sevdiğimiz hayvanlar bile olsalar, canlı ve derinden duyulan bir ilgi gösteririz. İnsan doğası böyle duyumsaldır. Demek ki Goethe'nin şu sözü burada da kanıtlanıyor:
"Şimdiki zaman, güçlü bir tanrıçadır."
Sayfa 178 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İnsan, nasıl ki kendi ağırlığını devindirmek istediği yabancı bir ağırlık gibi duyumsamadan taşıyorsa kendi hatalarını ve suçlarını da ayrımsamaz da salt başkalarınınkileri görür. Bu yüzden, herkes başkasında, kendisinin her türden suçlarını, hatalarını, kötü davranışlarını ve çirkinliklerini açıkça gördüğü bir ayna bulur. Ancak çoğu durumda, bu ayna karşısında, kendini gördüğünü bilmediği ve karşısında bir başka köpeğin olduğunu zannettiği için aynaya havlayan bir köpek gibi davranır. Başkalarını uluorta eleştiren, kendi kendisini iyileştirmek için çalışır. Başkalarının dışsal davranışlarını, genel olarak yapıp etkiklerini, sessizce, kendi kendilerine, dikkatli ve keskin bir eleştiriye tabi tutanlar, böylelikle kendi iyileşmeleri ve olgunlaşmaları için çalışmaktadırlar: Çünkü, genellikle sert bir biçimde kınadıkları şeyden kaçınmak için ya yeterince adil ya da yeterince gururlu ve kibirli olacaklardır.
Sayfa 176 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu