“Peki kendisinden her şeyi niçin almışlardı ? Birçok yerlerde birçok adamların konuşmalarına kulak vermiş,onlardan daha az akıllı olmadığına kanaat getirmişti.Kuvveti de yerindeydi;şu halde sırf bir tesadüf onu böyle,ötekileri öyle yapmıştı ha ? O zaman birdenbire farkına vardı ki,kendisini ve arkadaşlarını,hatta bütün kendisine benzeyenleri bir hareketten,bir kabarıştan meneden bu ‘tesadüfe inanma’dır.Çünkü öyle anlar olur ki,insan,çok cüretli denebilecek şeylere bile kalkar,hiç akranı olmayanlara bile hücum eder;fakat hücum edeceği şeyin yalnız bir fikir,görünmez bir kuvvet,bir ‘tesadüf’ olması,onu yerinde oturmaya mecbur eder… Halbuki,mademki eninde sonunda hep birdi ve hiçbir zaman şimdi olduklarından daha fena olmaları mümkün değildi,niçin ‘tesadüf’e hücum etmekten çekinmeliydi ? “
“ Demin gırtlağına sarılan adam,kendisi burada kârına bakıp işini yoluna koyduğu sıralarda,dört sene göğsünü o işin rahatça görülmesine ta uzaktan,harp meydanlarında siper yapmıştı.Zorla aldığı para bir hisse,bir hak idi. “