Dünyadaki her şey canlıdır, ölü bir şey yoktur, ölü saydığımız, organik olmadığını düşündüğümüz her şey canlıdır, ölü bir şey yoktur, ölü saydığımız, organik olmadığını düşündüğümüz her şey, kucaklayamayacağımız kadar büyük bir organik gövdenin yalnızca bir kısmının özüdür ve bu nedenle büyük bir organizmanın küçücük bir parçası olarak insanın görevi, bu organizmanın ve onun bütün canlı parçalarının yaşamasını sağlamaktır.
Her insan, bir işi yapabilmek için bu işin iyi ve önemli bir iş olduğunu kabul etmek zorundadır. Bu yüzden de insan hangi durumda olursa olsun yaptığı işin kendisine önemli ve iyi görüneceği bir yaşam görüşü oluşturur mutlaka.
İçimde tüm Samanyolu galaksilerine yetecek kadar sevgim var ama şu an. Tam bir ağacın dibinde, yıldızlara bakarak kelimelerle dans ettiğim şu an.. Muazzam derinlikte bir düşüş yaşıyorum. Yıldızlar yeryüzüne, parke taşlarına bırakacaklar beni. Ve karışacağım ağaçların arasına. Ruh vereceğim onlara. Şu an hayatımın en sevgi dolu anı. Cebimde kalemim, koynumda Tolstoy'un diriliş kitabı, bir mandalinam ve kendim. Evet, kendim. Kendimle sevişiyorum. Çünkü en önemli şeye sahibim, sahip olmak istediğimiz şeyleri yıkıp geçiyoruz. En önemli şeye sahibim, kelimelere sahibim.. sevgiyle kalın. Yıldızlara varmanız dileğiyle..
Taklit yasaları; bunları taklit yasaları olarak adlandırıyorum. Kendilerini yalnız bulmaktan korkuyorlar ve kendilerini hiç bulamıyorlar. Herkes taklit ediyor; sonra da hayatı sevdiklerini iddia ediyorlar.