Zübeyde TATLİ

Zübeyde TATLİ
@Zbydbyd_tatli
Sosyal Hizmet Uzmanı
Lisans
Van
Van, 19 Nisan 1998
36 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
"Beni bir seçenek olarak görenleri, bir tercih yaparak geride bıraktım. Çünkü kendime saygım, sevilmekten daha önce geliyor. Evet ben naif biriyim ve hataları çok kez affettim. Bu yüzden yaptığım tercihler için artık çok değiştiğimi söylediler! Ama hayat beni değiştirdi! Güven bir kere kırıldı mı özürler anlamsız kalıyordu... Beni yargılarken, kendindeki kusurları görmeyen, kendinden bir haber o kadar çok kişi var ki! Ama her zaman yeniden gülümsedim, beni kandırdığını sanan birçok insana aptal rolü yaparken..." Zūbəydə TATLĪ
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Bir şeyin bilincine varmak, bizim için özel psikolojik bir eylemdir."
Genelde insanlara baktığımda, onlara kendilerinden daha çok inandım. Potansiyel olarak hep iyi görmeyi tercih ettim... Yollar ayrılma noktasına geldiğinde, derinleşmeyen iletişimlerden hayal kırıklıklarından kendimi de sorumlu hissettim, kederlendim, hüzünlendim. Bazen göğsümdeki ağırlıktan nefes almakta zorlandım... Oysa herkesin sınavı kendi seçimleriyle sonuçlanıyor. Birine ilham vermeyi, yol göstermeyi deneyebilir, çabalayabiliriz ama görmek istemeyen kadar körü yoktur! İstemiyorsa, hazır değilse, belki de hiç olmayacaksa; yolundan çekilmeyi, elini bırakmayı da öğrenmemiz gerekiyordu. Aslında bu da bizim sınavımız oluyor bir bakıma. Kendi kalbimizi kıracak kadar cesur olmak, yola yalnız devam etmeyi seçmek... Herkesin ayrı bir yolu ayrı bir öğretisi var. Devam edebilmek kadar bırakabilmek de öğretiyor nihayetinde. Yoksa zaten zorlamayla yürünmüyor yollar... Zūbəydə TATLī
Günlük
En fazla ıstırap veren duygular, en can yakan heyecanlar, aynı zamanda en saçma olanlardır: imkânsız şeylere karşı, sırf imkânsızlığın yarattığı istek, hiç var olmamış olana duyulan özlem, geçmişte olabilecek olana duyulan arzu, farklı olmamanın acısı, dünyanın var olduğunu görmenin verdiği tatminsizlik duygusu. Bilincin bu yarım tonları içimizde acı verici bir manzara, varlığımızın sonsuza dek süren grubunu çizer. O an kendimize karşı, giderek karanlığa gömülen ıssız kırların uyandırdığı duygulara kapılırız; uzak kıyılar arasında kapkara sularıyla, olanca berraklığıyla akan, gemilerin geçmediği bir nehrin kıyısındaki kamışların hüznüdür bu. Acaba bu duygular sıkıntıdan kaynaklanan gizli bir deliliği mi açığa vuruyor, yoksa bir vakitler yaşadığımız başka dünyaların bizde kalmış bulanık anıları mı...