Hayatımızın ikinci bölümünde açığa vurduğumuz mizacımız, çoğunlukla öyle olsa bile, her zaman başlangıçtaki mizacımızın gelişmiş veya solmuş, güçlenmiş veya yumuşamış şekli değildir; bazen de tamamen zıt bir mizaç, adeta tersyüz edilmiş bir giysidir.
Bir hazine saldığının içine kilitlenmiş ve hazine her gün çoğala çoğala sonunda onu boğacak gibi hissediyordu. Hiçbir çıkış yolu yoktu. Kimse ona ulaşamıyor ben o da kimseye varlığını gösteremiyordu. Dağ gibi bir zaman yığınının altında bunalmış kalmıştı.