euphy

euphy
part-time teacher, full-time reader
bogazici'23
istanbul
23 Temmuz 1999
93 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
pov: kuşlarımın yaramazlık yapabileceğini unutup kitabı ortalıkta bırakmışımdır ☠️
1K
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·238 syf.··
2024 8. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2024 17:03
İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası romanı, 17. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nda geçen fantastik ve tarihsel bir hikâyedir. Roman, gerçek ve hayal dünyasının sınırlarını bulanıklaştırarak okuyucuyu büyülü bir maceraya davet eder. Hikâyenin merkezinde, sırlarla dolu bir atlasın peşine düşen Ünlü Balıkçı Efrasiyab ve torunu Uzun İhsan Efendi vardır. Uzun İhsan Efendi, bir yandan atlasın gizemlerini çözmeye çalışırken bir yandan da kendini ve varoluşu sorgular. Roman boyunca felsefi temalar, büyülü olaylar ve tarihle harmanlanmış bir dünya, zengin bir anlatımla sunulur. Kitap, okuru rüya ile gerçeklik, kader ile özgür irade arasında dolaştırırken, hayatın anlamına dair derin bir sorgulama yapar. İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası, Türk edebiyatında özgün bir yere sahiptir. Roman, postmodern anlatı teknikleri, büyülü gerçekçilik ve tarihsel öğelerin başarılı bir şekilde harmanlanmasıyla dikkat çeker. Metin, Osmanlı İmparatorluğu'nun kültürel ve toplumsal yapısını ayrıntılı bir şekilde resmederken, tarihsel gerçekliği felsefi ve fantastik bir çerçevede yeniden inşa eder. Romanın en dikkat çekici yanlarından biri, Anar'ın dil üzerindeki ustalığıdır. Eski Osmanlıca kelimeler ve ağır betimlemelerle oluşturulan anlatım, okuyucuyu geçmiş bir döneme taşımanın ötesinde, metnin atmosferini derinleştirir. Aynı zamanda, karakterler arasındaki diyaloglar ve anlatıcının yer yer ironiye kayan üslubu, metne mizahi bir boyut katar. Eleştirmenler, Puslu Kıtalar Atlası’nı sıkça Borges ve Umberto Eco gibi yazarlarla karşılaştırır. Anar, bu yazarların metinlerinde görülen metafizik sorgulamaları ve labirentimsi yapıları, Osmanlı bağlamında yeniden yorumlar. Eserdeki atlas, bilgiye ulaşma ve anlam arayışının sembolü olarak öne çıkar. Ayrıca, Uzun İhsan Efendi'nin karakteri
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
suluboya denemeleri
Watercolor painting, despite its simple and elegant appearance, is one of the most challenging painting techniques to master. The paint spreads quickly with water, making even a single wrong brushstroke irreversible. Achieving proper layering and smooth color transitions requires skill and precision. Additionally, if the drying process on the paper isn’t well-managed, unwanted stains can appear. For these reasons, watercolor demands both patience and practice. ------------------------------------------------------------------------------------------ Suluboya, sade ve zarif görünmesine rağmen, kontrol edilmesi en zor boyama tekniklerinden biridir. Boyanın suyla karışarak hızla yayılması, yanlış bir fırça darbesinin geri dönüşsüz olmasına neden olabilir. Katmanlama ve renk geçişlerini doğru ayarlamak ustalık gerektirir. Ayrıca, kağıt üzerindeki kuruma süreci iyi yönetilmezse istenmeyen lekeler oluşabilir. Bu nedenle, suluboya hem sabır hem de pratik isteyen bir sanattır.
Sanat
7) Peki bunlar, yeryüzüne bakıp hiç düşünmezler mi? Biz orada her güzel çiftten çeşit çeşit nice bitkiler yetiştirdik. 8) Şüphesiz bunda ilâhî kudret ve azameti gösteren apaçık bir delil, bir işaret vardır. Ama insanların çoğu yine de iman etmez. 9) Muhakkak senin Rabbin, elbette O, sonsuz kudret sahibidir, çok merhametlidir. Şuara suresi 7-9 ------------------------------------------------------------------------------------------ 7) Have they failed to look at the earth, ˹to see˺ how many types of fine plants We have caused to grow in it? 8) Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe. 9) And your Lord is certainly the Almighty, Most Merciful. Surah Ash-Shuara 7-9
Din
Smyrna
Tarih sıklıkla döngüsel bir model izler; medeniyetler büyük bir ihtişama ulaşır, ancak sonunda düşüşe geçer. Günümüz İzmir'inde yer alan antik Smyrna kalıntıları, bu döngünün bir kanıtı olarak duruyor. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kültür ve ticaretin geliştiği bir merkez olan Smyrna, depremler, istilalar ve siyasi değişimler nedeniyle birçok kez yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Pek çok büyük medeniyet gibi, Smyrna da iç çöküş ve dış baskıların kurbanı olmuştur ve bugün sadece ihtişamının kalıntıları kalmıştır. Roma veya Maya uygarlıklarının kalıntılarında olduğu gibi, bu harabeler de kibir ve ihmâlin, öngörü ve dayanıklılığın önüne geçtiğinde insan başarısının ne kadar kırılgan olduğunu bizlere hatırlatır. ------------------------------------------------------------------------------------------ History often follows a cyclical pattern, with civilizations rising to greatness only to eventually fall. The ruins of Smyrna, an ancient city in present-day İzmir, Turkey, stand as a testament to this cycle. Once a thriving hub of culture and commerce in the Hellenistic, Roman, and Byzantine periods, Smyrna faced destruction and rebuilding multiple times due to earthquakes, invasions, and political shifts. Like many great civilizations, it fell victim to internal decay and external pressures, leaving only fragments of its former glory. These ruins, much like those of Rome or the Mayans, remind us of the fragility of human achievements when hubris and neglect overshadow foresight and resilience.
Tarih