Ve ister ansızın öfkelenenlerden ol, ister şehvetlilerden, istersen de bağnazlardan ya da intikam düşkünlerinden ol:
Sonunda tüm tutkuların erdemlere dönüşecek, tüm şeytanların da meleklere.
Sevgilim,
Bu bahtsız kadın yani Madea mektubu sana verince sakın üzülme. Sana ne anlatırsa anlatsın ona inanma. Çünkü bu genç kadın, hamileliğinden, hastalığından dolayı çok hassas bir durumda. Gemideki durum onu hepimizden çok etkiledi. Bunları seni rahatlatmak için yazmıyorum. İnan ki iyiyim. Buradan kurtulacağımı da biliyorum.
Çünkü iki gün önce başımı gökyüzüne kaldırıp, gözlerimi kapattım. Tanrı'ya, bana bir işaret göndermesi için yalvardım. Gözlerimi açtığım zaman bomboş bir gökyüzü göreceğimden korkuyordum ama öyle olmadı. Tanrı beni duydu. Tam başımın üstünde, V şeklinde uçan bir kuş sürüsü gördüm. Öyle uyumlu uçuyorlardı ki, bir tanesi bile sırayı bozmuyor, önündekine yaklaşmıyor, mesafeyi koruyarak keskin bir V oluşturarak uçuyorlardı. Evet, tam başımın üstündelerdi. Işte mucize bu, diye düşündüm.
Hem senin, hem de benim, bütün insanların efendisi olan Tanrı bana gökyüzünden zafer işareti yolladı. İçim minnetle ve sevinçle dolu. Hisstmenin de ötesinde biliyorum ki mutlaka buradan kurtulup sana kavuşacağım. Bana yine çok özlediğim Serenad besteni çalacaksın.
Aynı şehirde, birbirimize yakın olduğumuzu bilmek, aynı havayı solumak bile beni mutlu kılıyor.
Yakında kavuşacağız, birbirimize her şeyi anlatacağız.
Ama bu arada sakın üzülme. İyiyim, sağlığım yerinde, ısınıyoruz, karnımız duyuyor.
Sana kavuşacağım günü hasretle bekliyorum.
Karın Nadia
Araya aşr-ı şerifler, münacatlar, kasideler, ilahiler girdi. Hafız hanımlardan genç olanı hızını alamadı, sayfanın altındaki aruz kalıbını da kıraatine kattı.
Failatun Failatun Failün
Mevlid-i Şerif dua ile bitti. Çok geçmeden cemaat dağıldı. Bugün bu evdeki hafif gülüşmeler, nicedir bir araya gelememiş hasretlikler, kavuşmaları handiyse ahirete kalmış vefasız ahretlikler,''Ah ne kadar da büyümüş''ler, ''Geçmiş olsun''lar, ''Bekat mı?''lar, hatta öfkesini içine gömmüş kanlı bıçaklılar; hepsinden tatlı bir huzur kalmıştı geriye Ve Mücella bilirdi, tecrübeyle sabit, bu huzur, tıpkı perdelere kadar sinmiş karanfil ve günlük kokusu gibi bu evi birkaç gün terk etmeyecekti.