Yedikleri ateş içtikleri ateş, giydikleri ateş ve yatacak yerleri ateştir. Onlar ateş kümeleri, katrandan elbiseler, demir topuzu darbeleri ve zincirlerin yükü altında ezilirler. Cehennemin sıkıntılarında kıvranır, batakların- da parçalanır, birbirini kovalayan acılar altında kıvranırlar, ateş onları o- caktaki kazan gibi kaynatır.
"Ah, eyvah!" gibi acı sözler ile feryat ederler, fakat ne zaman âhû zar etseler başlarından aşağı iç organları ile derilerini eritip akıtan kaynar sular dökülür. Onlar için orada yüzlerinde yarıklar açan demir topuzlar vardır, ağızlarından irin kaynar, susuzluktan ciğerleri doğranır, göz bebekleri eriyip yuvalarından yanaklarına akar, şakaklarının etleri düşer, etraftan saçları hatta derileri dökülür.
Derileri her yandıkça eskisinin yerine yeni deri tabakası ile kaplanırlar, etleri döküldüğü için kemikleri çıplak kalır ruhları sadece damarlara tutunmuş ve sinirlere asılmıştır. Bu ateşlerin yalazası içinde, fıkır fıkır kaynarlar, ölmek isterler fakat ölemezler.
Onları bu durumda görsen acaba ne hâle düşersin. Başlarından aşağı dökülen kaynar sular yüzlerini kapkara etmiş, gözleri kör olmuş dilleri tutulmuş, belleri kırılmış kemikleri dağılmış kulakları kesilmiş, derileri pa- ramparça olmuş, elleri boyunlarına bukağılı, ayakları alınlarına yapışık, yüzüstü ateş üzerinde sürünürler, göz bebekleri ile demirden oklar üzerine basarlar, ateşin yalazı iç organlarını sarmış, cehennemin yılanları ve akrepleri dış âzâlarına yapışmıştır.