-Nietzsche hem üslup hem düşünce bakımından diğer felsefecilerden ayrılan bir isim olduğu konusunda şüphemiz yok. Neden ayrıldığı konusundaki şüphelerinizi bu kitapta bulabilirsiniz. Zira `Putların Alacakaranlığı’ keskin bir biçimde diğerlerini eleştirip Nietzsche’yi bir kenara ayırır.
-‘var olan oluşmaz; oluşan var değildir…’ üstüne uzun uzun düşündüğüm cümlelerden biri. Var olan neydi? Varlık içimizde; gözle göremediğimiz bir gerçeklik mi yoksa etrafımızda dolanan yahut sabit duran bir oluşum mu?
-‘’hakiki dünya bilge, dindar, erdemli kişi için ulaşılabilir— kendisi o dünyanın içinde yaşar, kendisi o dünyadadır’’.
Üstüne düşündüğüm bir diğer cümle. Görmek ile bakmak arasındaki fark belli. Peki, bizler neyi görmek istiyoruz? Var olan dünyada var mıyız? Dünyada var mıyız? Dünya var mı? Bu sorular saçma gelebiliriz fakat Nietzsche için çekiçle kafa kırma sebebi. Benim için de..
-özellikle özgürlük ele alındığında sertçe yüzümüze vuruyor, bazı gerçekleri. O rüyadan ansızın uyandırması hoşuma gidiyor:) neyse.. diyor ki:
‘’Bizim modern özgürlük kavramımız, içgüdü yozlaşmasının fazladan bir kanıtıdır.’’ Bugün özgürlük çatısı altında etik olmayan tüm en’leri uygular haldeyiz. Putların Alacakaranlığı’nda bu cümleye yer verildiğine göre sorun yalnızca bugünlere ait değilmiş. Ama sorun şu ki dile getirmek için, çekinmeden konuşabilecek bir Nietzsche’ye sahip değiliz. O günler bu yüzden şanslıydı..
- kitabın sonunu da bu sebepten ötürü şu cümleyle kapattı:
- ‘’bu yeni levhayı koyuyorum üzerinize, ey kardeşlerim: SERT OLUN! ‘’
-zba