Kêngî pirtûkeke Yaşar Kemal’î diqedînim dikarim bêjim yeqîn qe berhemeke qels ji pênûsa camêrî derneketiye. Lê dîsa jî mirov difikire; gelo ev qelema xurt, ev honaka serkeftî, ev çavderiya civakî, ev berhemdarî û ev romannûsiya jêhatî bi zimanê dayika xwe bûya yê çawa bûya ..
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,534 okunma
Devşirmelerin en fazla nefret ettiği kişiler aslını koruyanlardır çünkü devşirmelere kendilerini hatırlatırlar. Süleyman Nazifler ve Gökalplerin uykularını kaçırmaya devam ediyor neviyên Şerîf Paşa.
Bir zindana atılmış ve geçmişte yer yer yollarının bile kesişmiş olabileceği dört farklı karakterin kendi hikayeleri yanında bir de anlattıkları hikayelerle tadından yenmez bir hale getirdiği satırlar..
şu an gerçekliğinin dayanılmaz ağırlığı altında ezilmemek için hayallere, geçmişe ve hikayelere sığınan dört ruh. Fiziksel acı, ruhsal ızdırap, direnme, çözülme, itirafçı olma veya başkaldırma, açlık, susuzluk,halüsinasyon , törel yalnızlık..
Yazar, hayata itirazlarını, ironiyi insan ilişkilerinin ve şehrin çehresinin dönüşümünü çok başarılı bir şekilde yedirmiş. Her bir karakterin hikayesi bile ayrı ayrı kitap olacak derinlikte. Dialog filmleri tadında ve Burhan SÖNMEZ’in her on sayfada bir mutlaka bir Shakespeare tiradı atmadan durmadığı bir kitap.
Örnek vermek gerekirse tanrı ve geçmiş arasındaki güç kıyası veya artık onarılması imkansız hale gelmiş kadın erkek ilişkisi, kentin fiziksel ve ahlaki heyelanı, insan davranışlarını yönlendiren temel dinamiklerin etik dışılığı, insan olmanın vahşi getirilerini konu alan pasajları çok özgün ve etkileyici.
İstanbul İstanbulBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 20191,275 okunma
“Dibe êvar dibe sibe”
Tarzeke cihêreng tehmeke xweş. Ez dibêm nivîskarek bi vê tarzê binivîse teqez divê qelema wî/ê zehf xurt be ji ber ku gava honak ne li ser bûyerekê be xwîner zehf zû dikare bala xwe wunda bike. Nemaze min qet bala xwe wunda nekir û xweş herikî. Bi pirs û hevokên “feylezofî” û dubare li ser dubareyan monologên bê mekan bê zeman, nivîs kûr kiriye û her kûr kiriye. Carcaran te jî kaşî di nav şerê hişê xwe dike û tu jî êdî dest bi pirsan dikî; zeman ji ku destpêdike? Mekan hewce ye? Paşeroj û pêşeroj heman tişti in gelo? Filan û bêvan…
Welhasil
ceribandinên nû yên bi kurdî hertim bala min dikşînin. Wekî çidem xanimê jî diyar kiriye hûner qadeke azad dide mirovan û wê jî gor dilê xwe li vê qadê hespê şîpehişê xwe ajotiye.
Suriye’nin osmanlı hegemonyasından çıkıp Fransa mandasına girdiği tarihten, iç savaş günlerine kadar geçirdiği süreçleri kronolojik olarak (kürt penceresinden) gözler önüne seren kitapta faydalanmak isteyenler için bir çok özet bilgi bulunmakta. Yazarın satır aralarına sıkıştırdığı bir neoosmanlıcılık ideolijisi ile coğrafyaya baktığını düşünüyorum ( emin olmamakla beraber) . Bu fomülün bütün ortadoğu için barışçıl ve çağdaş bir çözüm sunacağını düşünüyor sanırım . Acaba kitabı yazmasının üzerinden geçen yıllar ve gelişmeler ışığında hala çözüm önerisi aynı mı bilemiyorum. Neticede birinin bu kitaba Esad’ın devrildiği müjdesini vermesi gerek :)