....yollar görünmez kayalarla doluymuş....Onlara çarpmamak lâzımmış...Daha fenası gizli akıntılar varmış ki, insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farketmezmiş....Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar
Bir yerlerde ilerleme vardı. Daha iyi bir şey. Yavaş adımlarla ufka doğru yürüyüp giden erkekler, kadınlar ve aileler buna inanırlardı. Savaşlardan ve bombalardan, ayaklanmalardan ve sabahki silah atışlarından, gün ışığığnın ve kumun buruşmuş teknedeki mermi deliklerinden sızdığı dükkanlardan, değişken kurallara sahip lordlardan ve ayrım gözetmeyen bombalarla ve onları devirmeye amaçlayanlardan çok uzakta bir yaşama inanırlardı.
....
Bu şeytan hepimizde vardır. Bizim sanatkâr tarafımız onun çocuğudur. Bizi gündelik hayatın dışına çıkaran, bize insanlığımızı, makine olmafığımızı idrak ettiren odur.