Her göz, kadını kendine nispeti cihetiyle bir çeşit görür. Seven adam için o, olduğu gibi değil, tahayyül ettiği gibidir. Ana baba gözü, ona karşı hemen hemen kördür. Cemiyet dalkavuktur. İlim adamı ise onu hiç göremez. Kadın, hislerimiz üzerinde yaptığı tesir ve mevkie göre mâhiyet değiştirir.
Menzilin neresi? Dur biraz, dinlen, pusulanı aç bak, gittiğin yeri gör! Herkes bir teknenin sahibidir ve hayat seferi esnasında onu idâreden mesuldür. Sana, dur biraz, etrafını araştır ve teknene, görülmesi, bilinmesi îcap eden kıymetleri bul ve yerleştir! diyorum.
-Bal, bal... demekle ağız tatlı olur mu dayıcığım?
İrâde ve doğruluk lafzı da, en doğru en irâdeli geçinenlerde bile çok defa zevki ve lezzeti varlığımıza sirâyet etmemiş bir kelime hâlindedir. Doğru adam, yalnız iş hayâtında para çalmayan, başkalarının zararında kendi menfaatini aramayan kimse midir? Bence doğruluk, kendi vücûdu memleketinin gizli, âşikâr ihtiraslarına hâkim olarak, hırsı, tamâhı, kibri ve gurûru silebilmektir. Bunları yapabilen, zâten hayatın dış yüzünde de doğrudur. Hatta ihtiraslarını ezecek irâdeye sâhip oluş da doğruluğun îcâbıdır. Bence kökten ayrı düşmüş kupkuru fakat dosdoğru bir dal olmaktansa, biraz eğri, fakat yaş ve semere verici bir dal olmak evlâdır.