Zeynep güder

Bizde itiraf yoktur. Bizde itiraf eden huzur bulmaz. Bizde itiraf demek, suçumuzun her bir ayrıntısının hücrelerimize yapışması demektir. Biz itiraf edersek unutamayız. Biz oysa unutmak isteriz, olmamış gibi yapmak. Biz mecbur kalırsak tövbe ederiz hemen ardından unutmak için, suçumuzu da öyle fazla sayıp dökmeden isteriz. Allah biliyor nasıl olsa, ayrıntılarla onu meşgul etmeye ne lüzum var? Bizim tarihimiz unutarak gömdüğümüz günahların tarihidir. Kurcalayıp durmayın. Eski defterleri açmanın ne faydası var canım? Biz dolaylı insanlarız, bizde yalanlar ve gerçekler arabesk motifler gibi iç içe geçer. Bizim milli iklimimiz Suç ve Ceza değildir. Bizim milli iklimimiz Suç ve Nisyan’dır.
Reklam
Ben daha yıllar önce, kendimi bizzat, kendi irademle kurban etmiştim. Ben hayatta bir kurban olarak var olmuştum. Kurban olmayı kabul etmeyebilirdim. Ama etmiştim. Dünyaya kurban edilmeye hazır gözlerle bakmak, hayır demekten kolaydı. Mağdur olmak cesur olmaktan çok daha kolaydı. İnsan cesareti seçemezse kurban olmayı kendiliğinden seçmiş oluyordu. İnsan mağdur olmanın suçsuz olmak anlamına geldiğini sanıyordu. Oysa mağdur olmak suçsuz olmak değildi.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Birini bir zamanlar sevmiş olmak insanın içinde iz bırakıyordu. İnsan o kişiyi sevmese bile iz kalan yer acıyordu.
Athena yaptığı şeyin bir hediye olduğunu düşündü hep. Travma damıtılıp ebedi bir şeye dönüşüyordu. Bana yaralarını ver, diyordu bize, sana elmas yapayım. Ama sanat icra edildikten, şahsi olan gösteriye dönüştükten sonra da acının hala orada olmasını zerre umursamıyordu.
Sayfa 268·Kitabı okudu
Arkadaşım hangi felaketin beni bu hale getirdiğini sormuyordu. Hayat böyleydi. insanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol insanı bu cevdet gibi, muvaffakiyete götürür. Kimininki de benim vardığım şahikaya çıkarırdı. Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
Reklam