Öncelikle yazarın kalemine sağlık diyerek emeğini vurgulamak istiyorum. Konu, karakterler, üslup ve son olarak genel düşüncelerimi sırasıyla değerlendireceğim.
Kitapta başkarakterimiz olan Deva Çetinceviz bazı olaylar nedeniyle erkek kılığına girerek basketbol takımı yardımcı antrenörü oluyor. Bu şekilde kitap başlıyor. Deva'nın gel gitleri, takımla arasındaki iletişim, takım kocunun ortada hiç olmaması, Deva'nın girdiği durumdan psikolojik anlamda da fiziki anlamda da fazlasıyla yorulması ve takımdan birine aşık olması derkeen kitap bitiyor.
Üzülerek söylüyorum ki Deva'yı hiç sevemedim. İçselleştiremedim. Öylesine bir şeyi okuyor gibi okudum ve gün içinde zaten kitabı bitirdim. Deva, erkek kılığına girdiğinde kendi için karakterinin olmadığını söylüyordu ama bu bence erkek kılığı için değil tümü için geçerli bir cümle. Ailesi erkek sanıyor ama doğduğunda kız olmasıyla hüsrana uğruyorlar. Deva da ailesini mutlu etmek adına (genellikle babasını) erkek gibi davranıyor. Bundan gocunmuyor. Böyle rahatım diyor bir yerde mesela sonra da ben kadınım, öyleyim böyleyim diyerek bu olayı kendi tercihiymiş gibi yansıtmaya çalışıyor. Ama durumdan da şikayetçi belli ki. Ne bileyim ben Deva'yı anlamadım.
Diğer başrol olan Başar bence bir şeylerin farkındaydı (Deva'nın gerçekte bir kadın olduğunu biliyordu) ama emin olamıyordu. Başar'ın karakteride oturmamış bir karakter. Okurken karakter değil de tip okuyor gibiydim. Ayrıca genelde gençlik kitapları okuduğumda erkek karakterler her zaman beni heyecanlandırır ama Başar bu işi başaramadı. Hiç bir etkisi yoktu sanki. Son sayfalara doğru Deva'yla bir yakınlaşıp bir uzaklaştılar. Sonunda ise Başar hissettikleri açıkça herkesin önünde itiraf etti ama bunu da doğru bulmadım. Deva'nın aslında o anda kız olduğu öğrenilirse binlerce