Hristiyanların büyük çoğunluğunun Teslis'in doğası hakkında net görüşleri yoktu ve onu çevreleyen meselelerde neyin tehlikede olduğunu anlamadılar.
-E. Ferguslon
(eski hristiyan araştırmacısı)
Anayasasında "devletin dini İslam'dır" hükmünü koyan ülkelerin bile aslında gerçek anlamıyla İslam devleti olmadığını bilmemiz gerekiyor. İslami devlet uygulamasının yüzdesi yoktur, yani yüzde on, yüzde elli, yüzde doksandokuz oranında bir İslam düzeni düşünülemez.
Böyle bir devlet, Anayasasına "devlet İslamidir" hükmünü koysa bile, İslam dışı kurumlara göz yuman, böyle kurumların işlemesini kanunen tecviz eden bir ülkede İslami uygulamanın sözü edilemez.
Bir gerçek var ki tekrarlanmalıdır: tek tek Müslümanların mevcut olma durumuyla İslam'ın kamu düzeni olarak uygulanması arasında bir mahiyet farkı olduğunu bilmek ve bu iki durumu birbirine karıştırmamak önem taşır.
Başkalarında bir özellik bir hak bir normellik gibi kabullenen zina, rüşvet, haksız kazanç kumar, içki, ihtikar, istifcilik, faizcilik yalan soygun, sapıklık müslümana yakıştırılmaz. Hem de onlar tarafından bile. Niye?
Zira islam inancında doğru ile yanlış kesin olarak ayrılmıştır. Açık bir alan kalmamak üzere belirlenmiştir.
Mahrem aile hayatından ticarete devlet idaresinden konu komşu ilişkisine kadar.
Yani kişi islamiyetin işine geldiği kadarını yaşıyamaz.
-Cahit Zarifoğlu
Her din zulme isyanı, zalimlere boyun eğmemeyi emreder. Dinimiz de bunu bize farz kılmıştır. Fakat biz adeta zorbaları okşar dururuz. İslamiyetle zalimliğin bir yerde toplanması mümkün değildir.
Bununla birlikte ülkemiz adeta zalimlerin rezilliklerinin uygulama alanı olmuş…
-Şerif Paşa
Bir muhalifin hatıraları